Öne çıkarılan yazı

En çok travesti istanbul ve ankara da Şehirlere göre tıkla.

Türkiye’de travesti sayısı 3000 civarında bulunmakta fakat en çok travesti çokluk sırasına göre şöyle.

Tüm şehirlere göre trv modellerimiz aşşağıda dır istediğiniz şehire girip üyelerimizi görmek sizin elinizde

İstanbul travesti, Ankara travesti, İzmir travesti, Antalya travesti, Bursa travesti, İzmit travesti, Kocaeli travesti, Sakarya travesti, Adapazarı travesti, mersin travesti, içel travesti, Adana travesti, samsun travesti, kayseri travesti, Konya travesti, bodrum travesti, Marmaris travesti, Fethiye travesti, Gaziantep travesti, Urfa travesti, Muğla travesti, denizli travesti, Tekirdağ travesti, çorlu, çorum travesti, sivas travesti, malatya travesti, van travesti, hatay travesti, iskenderun travesti, alanya travesti, zonguldak travesti, ordu travesti, kütahya travesti, eskişehir travesti, aydın travesti, çanakkale travesti, kuşadası travesti, tokat travesti, manisa travesti, ısparta travesti, balıkesir travesti, elazığ travesti, didim travesti, istanbul anadolu yakası travesti, kahramanmaraş travesti, diyarbakır travesti, kıbrıs travesti, gibi şehirlerde travesti modeller bulunmakta bu modellerimizi görmek için sırasına göre şehirlere tıklayıp görebilirisiniz, Ayrıca yabancı ulkelerden de bazen travesti modellerimiz bulunmaktadır. zamanla eksik şehirler eklenecek olup resimleri ve videoları görmek için tıklayınız.

Şehirlere göre travestiler bu ve bunun gibi diğer sitelerimizde de bulnunmaktadırlar. Modellerimiz tamamen gerçek olup sahte profilleri sitedeki şikayet bölümüne yaza bilirsiniz.

Kazdağlarına yolculuk

Yıllardan beri adını sıklıkla duyduğum kazdağlarına gitmeyi hayal ederim. Marmara Bölgesinde Çanakkale ile Balıkesir arasında yer alan kazdağları Ege’yi Marmara’dan ayıran bir sınır gibi dizilmiş milli bir park. Gitmeden önce hakkında kısa bir araştırma yapmak istedim. En uygun mevsim bahar ayı diye yazıyor ben de baharı beklemeye karar verdim. Öncelikle merhum sanatçı Tuncel Kurtiz’in yaşadığı Çamlıbel köyüne uğramak istiyorum. Burada bir oteli varmış ve harika zeytinyağlı yemekler ikram ediliyormuş. Köyde bulunan dükkanın adı çok ilgimi çekti. “Köyün delisi” dükkanı hediyelik eşyaları ile ünlüymüş. Dönüşte ev arkadaşım travesti Sanat için mutlaka güzel bir hediye alırım diye düşündüm. Kahvaltı saatinde orada olabilirsem, düşler vadisinde güzel bir kahvaltı da yapabilirim.

Denizle iç içe olan Yeşilyurt köyü de listeme ekleyebileceğim ikinci yer olabilir.Dünyada oksijeni en yüksek ikinci yer olarak bilinen köyde harika kahvaltılık ürünler de satılıyormuş. Peynir, tereyağ, zeytin alabilirim. Sonrasında Tahtakuşlar köyüne uğrayıp, Etnografya müzesini gezmek istiyorum. Bu müzede Orta Asya’dan Türkiye’ye göç eden Türk Boylarının giysileri, çadırları, halıları, özgün kültür varlıkları sergilenmektedir. Buraya gitmişken deniz ürünlerinin kurutularak sergilendiği yerleri gezmeden, el dokuması halılara göz atmadan, kilim ve yazmalardan satın almadan dönmemek gerekir.  Zeus atlarının bulunduğu ve şehirli halk tarafından rağbet gören Adatepe köyü, sit alanıymış, eski evler yeniden restore edilerek zaman içinde turizme kazandırılacakmış burayı da mutlaka görmeliyim gezilecek yerler listeme ekledim bile. 100 milyon zeytin ağacını hiçbir arada gördünüz mü? Eğer Kızılkeçili köyüne gelirsiniz bu şansı yakalarsınız ve zeytin ağaçlarının dibinde güzel bir mangal harika olur. Madem Ege’yi geziyorum su ile de birlikte olayım diyorsanız benim listeme eklediğim, Mıhlı çayında önce güzelce yüzüp, sonrasında gölet kenarında bulunan masalardan birine oturup karnınızı doyurabilirsiniz.

Kekik kokuları su sesleri eşliğinde bir yürüyüş yapmak için mutlaka Şahindere kanyonu ziyaret edilmeliymiş notumu aldım. Kanyonun yüksekli 600 metre, uzunluğu ise 27 kilometre imiş. Sanırım bu kadar uzun bir yolu bir günde tamamlamam imkansız ama denemeyi düşünüyorum. Çok ünlü merhum yazarlarımızdan Sabahattin Ali burada bulunan bir isimden çok etkilenmiş ve bu konu hakkında öykü bile yazmış. Bir efsane olarak anlatılan Hasan Boğuldu suyunun soğuk olması ile bilinen çok meşhur bir yer. Soğuğa dayanıklı olduğumu pek söyleyemem hatta travesti arkadaşım Sanat kedi gibi sıcaktan hoşlandığımı söyler, kim bilir belki bahar yerine yaz aylarına seyahat edecek olsaydım soğuğa aldırış etmeden yüzebilirdim bu sularda, ama şimdilik sadece ziyaret yazıyorum notlarıma yüzmek başka bahara kalsın.

 

Otomobil uçar gider

Eski çağlarda insanlar bir yerden başka bir yere yolculuk etmek için günlerce bazen aylarca yol yürümek zorunda kalırlar hatta bu yolculuk esnasında hastalanıp, ölürlerdi. Teknolojinin hızla gelişmesi sonucu önce buharlı araçlar daha sonra da benzinli araçların hayatımıza girmesi ile bir nevi insan ömrü uzadı. Benzinli araçlara ilk örnek otomobillerdir. Otomobil, yolcu taşımaya elverişli, tekerlekli kara aracıdır. Şimdilerde bunun havada uçan denizde yüzen modelleri de yapılmaya çalışılsa da henüz bir aşama kaydedilmemiştir.

Ehliyetini geçen hafta alan travesti Ayda ile birlikte biz de bu kolaylıktan yararlanmak için galericilerinin yolunu tuttuk. Sedan, Station Wagon, Convertible, Coupe, Hatchback gibi araba modellerinden hangisini alacağımız konusunda bir karar vermeden gözümüze hoş görünen arabayı almayı düşünüyorduk. Elektrikle çalışan hibrit motorların da piyasaya girdiğini görünce çok sevindik. Çünkü Ayda ve ben doğaya, temiz çevreye çok önem veren insanlarız. Dünyada sera gazı etkisinin giderek arttığını ve bu gidiş devam ederse dünyanın sonunun gelmesinin hızlanacağını biliyorduk. O yüzden modellere bakarken karbon salınımı en düşük olan otomobili seçmeye çalıştık.

Otomobiller üretildikleri günden bu yana insanlara büyük kolaylık sağlamaktadırlar. Yolcu ve yük taşıyan, uzak mesafelere kolayca ulaştıran, insan ihtiyaçlarının giderilmesini sağlayan bu araçlar olmasaydı hala at sırtında ya da yaya yolculuk yapmaya devam ederdik. O zaman dünyanın bu kadar muhteşem bir yer olduğunu öğrenme şansımız da olmazdı. İstanbul travestilerinden Ayda, otomobilin kıymetini herkesten çok bilirdi zira annesi küçük kardeşini doğururken, vasıta bulunamaması sebebiyle hayatını  kaybetmişti. Ayda’da derin yaralar açan annesizlik ve çaresizlik onun 18 yaşına geldiğinde büyük şehre göç etmesine ve çok çalışıp ekonomik bağımsızlığını kazanmasına yardımcı olmuştur.

Günümüzde halen doğu bölgelerinde kış aylarında, vasıta bulmak oldukça zordur. Maalesef dağlık bir bölgenin üstüne yoğun kar yağışı alması ve yolların istenilen çabuklukta açılamamsı sonucu pek çok hasta kızaklar üzerinde hastanelere taşınmaktadır. O yüzden ulaşım araçlarının yaygınlığı daha fazla önem kazanır benim gözümde, araba sahibi olmak lüks olmaktan çıkıp ihtiyaç haline gelmiştir. Biz de hem Ayda’nın bu ihtiyacını gidermek hem de keyifli bir hafta sonu geçirmek için galerilerden sonra araba pazarlarını gezmeye başladık. İlk aracın sıfır yerine ikinci el olması daha iyi olur diye düşündük. Beğendiğimiz bir markayı bir ustaya götürüp, baktırdıktan ve idare eder notunu aldıktan sonra sıkı bir pazarlığa giriştiğimiz satıcıdan arabayı istediğimiz fiyata almayı başardık. Fakat asıl işin bundan sonra başladığının da farkındaydık. Önemli olan araba sahibi olmak değil, kurallara uygun araba kullanmak olduğu aşikardı. Hem kendi canımız hem de trafikteki başka insanların canını tehlikeye atmadan araba kullanmak çok önemli bir görevdir. Yolculuk esnasında cep telefonu ile konuşmamak emniyet kemerini kısa mesafelerde bile mutlaka takmak vatandaşlık görevidir. Siz de lütfen direksiyon başına geçince trafik canavarı olmayın her zaman kurallara uyun. Unutmayın otomobiller sadece yarış pistlerinde uçarak gider diğer yerlerde hız sınırına uymak zorundayız.

 

 

Nabız

Kalbimizin her atışına nabız denilir. Kalbimiz çalışırken sürekli olarak kasılır ve damarlarımıza bir basınç uygular bu basınç sırasında nabız yani kalp atışı ortaya çıkar.

Kalbimiz normal koşullarda bir dakikada 60 ile 80 kasılma gerçekleştirir. Bir dakika içinde gerçekleşen bu kasılma bize nabız sayısını kısaca kalp atış sayımızı verir. Nabız vücutta iki bölgeden ölçülebilir; bilek ve boyun. Yaşıl insanların nabzı daha düşük iken spor yapan sağlıklı bir insanın nabız sayısı yüksektir. Adrenalin hormonu denilen korku heyecan gibi durumlarda salgılanan hormon nabız atışını yükseltir. Nabzın hızlı atışına taşikardi, yavaş atmasına ise bradikardi denilmektedir. İnsanın kalbinin en hızlı attığı dönem sanırım ilk aşkını gördüğü dönemdir. İstanbul’dan travesti Sanat, sevgisini anlatmak için “kalbim yerinde çıkacak gibi oluyor” demişti. Hastalıkların sebep olduğu nabız artışları vardır. Örneğin guatr hastalarının nabzı 200’e kadar çıkabilir. Ateşli hastalıklarda, tiroit bezinin aşırı çalışmasında, kansızlık durumunda, nefes darlığı yapan akciğer hastalıklarında, heyecan, korku ve aşırı hareketlilik vb. durumlarda nabız sayısı oldukça artar. Tiroit bezinin az çalıştığı hallerde, soğuğa maruz kalınca sporcularda istirahat ettikleri zaman, bazı kalp hastalıklarında kalp atışı yavaşlar. Nabız ölçülürken, her kalp atışının arasının eşit olması gerekir. Bir düzensizlik varsa ritim bozukluğu olabilir. Bu durumda mutlaka doktora görünmeniz gerekir. Vagotonik tip denen sinir sistemi oynaklık gösteren kişilerde ani olaylar karşısında baygınlık, baş dönmesi, terleme gibi belirtiler görülür. Bu hal sırasında nabız sayısı düşer. Bu nabız düşmeleri tehlikeli bir duruma işaret değildir.

Tansiyon ölçülerek öğrenilen, büyük tansiyon ve küçük tansiyon arasındaki fark, nabız basıncı değerine eşittir. Tifo dışındaki bütün ateşli hastalıklarda ateşle birlikte nabız da yükselir. Genellikle ateşin bir derece yükselmesine karşılık nabız dakikada 20 vuruş hızlanır. Bu bakımdan ateşli hastalıklarda, nabız vuruşları ile ateşin yüksekliği hakkında bir fikir edinilebilir.

Nabzınızın yüksek ya da yavaş attığını anlamak için, baş parmak ve orta parmağınızı bileğiniz üzerinde bulunan damara koyun saatinizin saniyesini ayarladıktan sonra, bir dakika boyunca kaç kez kasıldığını sayın bu sayede kendi nabız ölçümünüzü yapmış olursunuz. Eğer normal sayının altında ya da üstünde bir rakam görürseniz bir kan sayımı yaptırmanızda fayda var. Ankara travestilerinden Ayda evine aldığı bir nabız ölçer cihazla günde iki kez nabzını ölçüyor ve doktora gittiğinde bu yazdıklarını doktoruna veriyor. Hipertiroid hastası olan Ayda bu sayede tedavi esnasında ne yapılması gerektiği konusunda doktoruna yardımcı oluyor. Günümüzde çok kolay bir şekilde tansiyon ölçen, nabız ölçen aletler var eczanelerde ya da sağlık malzemesi satan yerlerden alacağınız bu cihazlarla siz de kendi doktorunuz olabilirsiniz. Sağlıcakla kalın.

 

Bir travesti bir de erkekler kışı sevmez.

Kendimi bildim bileli bir travesti İclal olarak, kış aylarını sevmedim. Kış sevilmez mi? diyenlere Cevabım:

Nedeni şu; ben olgun erkeklerden hoşlanırım ve olgun erkekler de kışın hemen kendini eve kapatırlar ve bahar gelene kadar da çıkmazlar. İşe gidenler ise iş bittikten sonra hemen eve kaçarlar, dolayısı ile bende kışı sevmem dermişim. Latife bir tarafa kış ayları Yüce Allahın insanlığa verdiği tüm güzel aylar gibi değerli ve yüce aylardır, insanlığı güzel günlere hazırlayan, toprağı besleyen, ve yazları güzel geçirmemizi sağlayan, çok değerli ayları içinde barındıran bir mevsimdir. Kış ayı gelince de evlerin ayrı bir güzellikleri, şenlikleri ve değerleri, oluyor. çocukluğum da, Halam (biz bibi derdik) kış aylarında bizlere soba üzerinde kestane pişirir, sonrada etrafına toplar masallar anlatırdı, bazen de, annem, sobanın közü geçmeden, içine soğan yada patates atardı, onu yemekte bir güzel yerdik. Tabi ki o zamanlar cinsel kimliğim henüz oturmamıştı, kim derdi ilerde travesti olacak diye :) ).

Fakat konumuza gelelim. İşin aslı gerçekten travesti olduğum dönemde, gerçekten kış ayları geldiğinde gençler ortalıkta cirit atarken olgun erkekler çabucak eve kaçarlar, Hafif bir güneşli havayı yakalasınlar anında dışarı serpilirler. Erkeklerin genlerin de ne varsa Bahar ayı gelince canlanırlar, Kadınlar için öyle değildir herhalde çünki onlarda kocaları erkenden eve geliyor diye daha çok sevebilirler, Tabi ki bu göreceli olabilir bazı erkekler yaz kış eşlerini ihmal etmeyebilir, onlar için bu söylediklerim geçerli değil. Erkeklerin bir çoğu arkadaşları ile vakit geçirmeyi severler, yaz oldumu evden bir bahane ile kaçıp arkadaşları ile vakit geçirmeyi severler, bu durum da kadınlar bu olaydan pek hoşlanmazlar. tabiki travestiler içinde aynı şey geçerli.

Hastane enfeksiyonu

Hastane enfeksiyonu hastanelere tedavi amaçlı gittiğimiz sırada başka hastalıkların mikroplarının bize bulaşma durumudur. Zaman zaman hepimizin başına gelen bu sorun bazen ölümcül sonuçlar bile doğurabilir. Hastanede yatmamızı gerektiren bir sağlık sorunu yaşamışsak her an bu istenmeyen durumla karşılaşabiliriz. İstanbul travesti Ayda, apandisit ameliyatı sonrası tam taburcu olacağı sırada bu enfeksiyonlardan birine yakalandığı için 2 hafta daha hastanede kalmak zorunda kalmıştı.

Peki bu enfeksiyondan kendimizi nasıl koruyabiliriz?

Bir yakınımızı ziyaret için bile hastane gitmiş olsak ziyaretimizi kısa kesmeliyiz.

Hastanelerde bulunan atık kutularından elle temastan kaçınmalıyız.

Hasta ile yakın temas sonrası ellerimizi steril mendillerle silmeli ya da bol su ile yıkamalıyız.

Hastane laboratuarlarına mecbur kalmadıkça girmemeliyiz.

Bu basit yöntemlere dikkat edersek enfeksiyonlardan kısmen de olsa korunuruz. Maalesef hastalandığımızda doktor seçerken gösterdiğimiz dikkati hastane seçerken göstermiyoruz. Oysa gideceğimiz hastanenin temiz olması sağlığımız açısından en az doktorumuz kadar önemlidir.

İdrar yolu enfeksiyonları, pnömoni ve cerrahi yara enfeksiyonları en sık görülen hastane enfeksiyonları arasında yer alır. Bununla birlikte damar içi aletlerle ilişkili olan damar içi enfeksiyonları da gün geçtikçe artmaktadır. Hastane enfeksiyonları potansiyel gücü, bulaşma oranı, hastalık, ölüm ve mali yük olarak değerlendirildiğinde çok önemli bir sorundur. Ameliyat sonrası birden bire ateşinizi yükseldiğini görürseniz sizin de enfeksiyon kapmış olabileceğinizi hatırlatmak isteriz. Özellikle açık ameliyatlar sonrası bedeniniz bu enfeksiyonlara karşı korumasız kalmış olabilir. Pis olduğunu düşündüğünüz lavaboları, tuvaletleri kullanmaktan kaçının. Yediğiniz içtiğiniz şeylere dikkat edin. Yanınızda yatan hastalarla yakın temasa geçmeyin.   Ziyaretçilerinizin yanınızda uzun süre kalmalarına odanın havasız bırakılmasına müsaade etmeyin.  Önemli olanın sağlığınız olduğunu ve sizi mazur görmeleri gerektiğini onlara anlatın. Sırf kalp kırmamak uğruna kendinize zarar vermesi muhtemel durumlara girmeyin. Unutmayın hastane enfeksiyonu ölümcül sonuçlara neden olabilir. Hiç kimse için ölmeye değmez.

Günümüzde, hastanelerde hijyene çok önem verilmekle  beraber , ihmallerde olmaktadır.

Bir sağlık çalışanının ihmali bir hasta yakınının veya hastanın, hastane enfeksiyonuna yakalanmasına neden olabilir.

Hastane enfeksiyonlarını önlemek için, hastanelerde Enfeksiyon Kontrol Komiteleri kurulmalı ve bu komite tarafından gerekli önlemler alınmalıdır. Sağlık kurumundaki her serviste oluşan hastane enfeksiyonları yakından izlenmeli, olası nedenleri araştırılarak en aza indirilmelidir. Sağlık personeline başta uygun antibiyotik kullanımı ve el hijyeni olmak üzere hastane enfeksiyonları ile ilgili sürekli eğitimler verilmelidir. Hastane enfeksiyonu ile yakından ilgilenen travesti Sanat, gideceği hastaneyi seçerken tüm bunlara dikkat ediyor neden bizde dikkat etmeyelim. Sağlığımız değerlidir ve onu kaybetmeyi hiç istemeyiz.

Saçlarımı nasıl toplasam?

Ev içerisinde gelişigüzel topladığımız saçlarımız dışarı çıkarken başımıza bela olurlar. Her gün oturup, uzun uzun saç modellerini düşünürüz. Dağınık mı kalsın, yoksa topuz mu? Der dururuz.

Kuaföre gidecek kadar vakti olmayan kadınların kurtarıcıları yeni saç şekillendiriciler,  ister düzleştir ister maşa yap, vaktim yok diyorsan uçlarını kıvır yeter. Tepeden bir at kuyruğu da yapabilirsiniz. Giydiğiniz kıyafet ile de uyumlu olması gerekir saç modelinizin, beraber yaşadığım travesti arkadaşla her gün birbirimizin saçlarını yapıyoruz. Böylece kuaför masrafından da kurtulduk. Saça yapılan örgünün de onlarca modeli var. Balık sırtı, Kafes örgü, şelale modeli gibi…

Saçını pipetle kıvıranı bile gördüm bu hayatta, eski gazete kağıtlarını geceden saçına dolayıp, dalgalı saç yapan kadınlar olduğu gibi, ütü ile saç ütüleyen kadınlar bile var. Kısacası saçlarımızı şekle sokmak için kullanmadığımız yöntem kalmıyor.

Bir de saçların bakımı var tabi ki, hangi şampuan saçına iyi geliyor diye bütün markaları tek tek denersin. Bu süreçte saçların kepeklenir, kurur, dökülür ama asla aramaktan vazgeçmezsin.

Yağlı saçlar kremli şampuan kullandığında saçları hemen yağlanır ve her gün yıkamaları gerekir. Kuru saçlar ise normal şampuanla yıkandığında bir türlü taranmaz ve saçınızın yarısı tarakla birlikte kopar.

Saç bakım ürünleri şampuan seçmekle de bitmiyor. Saçınız kepekli ise ısırgan otu ile, dökülüyorsa lavanta kürü ile sık sık masaj yapmanız gerekir. Saçları gür çıksın diye saçına sarımsak süren bir kadının sonrasında bu kokuyu gidermek için saçlarını defalarca yıkayıp, mısır püskülü haline getirdiğini görünce çok gülmüştüm. Maalesef kadınların güzel olma takıntısı bazen böyle komik şeyler yapmalarına neden oluyor. Benim en büyük sorunum ise beyaz saçların sıkça boyattırmak zorunda kaldığım saçlarım aşırı kimyasallara maruz kalmaktan yıprandı. Diplerinden sürekli çıkan beyazlar yüzünden bir servet harcıyorum üstelik bunu her ay yapıyorum. Piyasada saç beyazlamasına son diye bir çok ürün reklamı gördüm fakat güvenip alamadım. Saçlarım olmadan asla diyen kadınlardansanız kullanacağınız her ürünün üstünde yazanları iki kere okuyun. Sonra sokağa çıkarken düzeltecek saçınız kalmaz.  İzmir ‘de bir travesti gittiği kuaför saçını boyarken yaktığı için yaklaşık 2 yıl peruk kullanmak zorunda kalmıştı. Hoş peruk kullanmak da güzel bir şey doğrusu al birkaç tane değiştir değiştir kullan. Dışarı çıkarken saç yapacağım diye uğraşmana gerek yok. Üstelik bir gün sarı saç bir gün siyah saç ile de gezebilirsin. Sanırım ben de beyaz saçlar sorunundan en son peruk kullanarak kurtulacağım. Saçınızın temiz olması çok önemlidir. Asla sokağa kirli, yağlı saçlarla çıkmayın. Gerekirse saçları temiz göstermekte kullanılan özel ürünlerden alın. Ne olursa olsun yataktan yeni kalkmış gibi bir görüntü veren saçlarınızla da dışarı çıkmayın. Hiç vaktiniz yoksa basit bir topuz yapın yine de güzelliğinizden ödün vermeyin.

Yazar: Travesti Ayşegül

Mutluluk diyeti

Dengeli beslenme adı altında bir sürü diyet tarifleri piyasada dolaşırken, ben de herkes gibi pazartesi başlayıp Salı bitirdiğim bir çok diyetin önerilerini yerine getirdim.

Diyet yapmanın bir insanı ne kadar mutsuz edebildiğini de bu sayede öğrendim. Dünyaya bir kere geliyoruz bir de istediğimiz yiyecekleri yiyememenin sıkıntısını çekiyoruz.

Yok yağdan uzak dur, yok şeker den derken şekerimin yükseldiği çok an yaşadım. Bu durumlar karşısında çantamda taşıdığım bir çikolata her zaman vardır. Çikolata üzerine yaptığım bazı araştırmalar benim gözümde çikolatayı aklarken, diyetisyenler için hala zararlı yiyecekler listesinde olması beni çıldırtıyor. Birlikte diyetisyene gittiğim travesti bir arkadaşım çok sevdiği bir kuruyemiş olan fıstık diyetisyen tarafından yasaklanınca dayanamayıp birlikte vurduk kapıyı çıktık.

Kendimize bir diyet listesi hazırlamaya karar verdik ve sağlıklı yiyecekler kafasından çıkıp mutlu eden yiyeceklere yöneldik. Bizim listede birinci sırayı fıstıklı çikolata alırken, ikinci sırayı muz aldı. Bu yiyeceklerin insanı mutlu eden bir hormon salgıladığını okuduğumuzda işte dedik tam da aradığımız ürünler ayrıca muz, çilek gibi meyvelerin pek çok vitamin ve mineral bakımından da zengin olduğunu belirtmeliyim. Mutluluk hormonu olan seratonin ayrıca; Karnabahar, patates, brokoli, ton balığı, kuru fasulye, mercimek, yoğurt, yumurta, mango, greyfurt, kiraz, kivi, enginar, domates ve keten tohumun da da bolca mevcut. Kendimize hayatı zehir etmek yerine hem sağlıklı hem mutlu olmanın yolu bu yiyeceklerden geçiyor.

Sizlere diyetisyenlerin listesinde olmayan ama günlük mutlaka tüketilmesi gereken bir diğer yiyeceğin karbonhidratlar yani ekmek, makarna olduğunu söylemek isterim. Ekmeği yasaklayan bir çok diyet karbonhidrat ağırlıklı beslenme alışkanlığı olan bizim millete göre değil, biz ekmek yemeden doymadan bir toplumuz, şöyle bol salçalı bir spagetti de benim olmazsa olmazlarımdandır.

Depresyon geçirmeden yaşamak istiyorsanız bu yukarıda saydığım yiyeceklerin yanına mutlaka yeşil sebzeleri de eklemeniz gerekiyor. Bir tabak ıspanak üzerine bolca yoğurt dökerek yiyebilirsiniz.

Sabahları dinç olmak için travesti bir arkadaşımın uyguladığı brokolili meyve suyu da size bütün gün gereken enerjiyi kazanmanıza yardımcı olacaktır. Her zaman insanlar için yaratılmış her şeyi tüketmenin doğru olduğuna inanırım. Tabi dozajında yemek şartıyla, bir insanın alması gereken kalori günlük ortalama 2 bin civarındadır ve sadece yeşillik yiyerek bunu sağlayamayız. Benim bu satırlarda yazdıklarımın tıbbi bir açıklaması olmadığı için illa böyle yapın diyemem sizlere herkes kendisi için en doğru olanı seçebilecek bilgiye sahiptir. Benim yazdıklarım sadece tavsiyedir. Sağlıklı kalın, güzel günler dilerim.

 

Kekik

Bir çok yemeğin ve içeceğinin vazgeçilmez baharatı olan kekik, ülkemizde yetiştiği yerler bakımından zengindir. özellikle et yemeklerinin tadına tat katan kekik, zengin aroması ve tadıyla çok beğenilen bir baharattır. Kekiğin içeriğindeki önemli etken maddesi olan eterli uçucu yağlar kana karışıp, bronşiyal kasları etkileyerek, krampları iyileştirir. Aynı zamanda kekiğin pek çok faydası bulunmaktadır. Bunlardan bazıları; İştah açıcıdır, gaz ve mide rahatsızlıklarına iyi gelir aç karnına içildiğinde yağları eriterek zayıflamaya yardımcı olur. Aynı zamanda güçlü bir afrodizyak olan kekiğin yerinde ve dozunda kullanılması gerekir.

Afrodizyak kişinin Cinsel bakımdan uyarılmasını sağlayan,madde,yağ,besin,ilaç ve bitkilerin ortak olarak isimlendirilmiş haline denir.Cinsel isteğin uyarılmasına yarayan afrodizyak yunan tanrıçası olarak bilinen Afrodit’ten günümüze kadar gelmiştir. Eczanelerde çok pahalı satılan afrodizyak ilaçlar yerine doğal kekik kullanmak cinsel sorunlarınıza çare bulmanıza yardımcı olacaktır. Sizler bir travesti arkadaşın paylaştığı kekik suyu tarifini vermek istiyorum. Bu tarifi düzenli kullanarak güzel ve zinde kalabilirsiniz.

1-2 tutam taze kekik, 2-3 adet domates, 1 adet limonun suyu katı meyve sıkacağından geçirilerek yemeklerin yanında tüketilebilir. Romatizma rahatsızlığı olanlarda aktarlarda bulabilecekleri kekik yağı ile ağrıyan yerlerini ovarak acılarından kurtulabilirler. kekiği banyo suyuna ekleyerek de kullanabilirsiniz. Süt banyosu ile meşhur Kleopatra, kekik banyosunu bilseydi eminim bir daha süt banyosu yapmazdı. Banyosunda küveti olmayan bir travesti kekik yağlı banyo sabunlarının aynı işi gördüğünü deneyerek teyit etti.

hamile kadınların hamileliklerinin ilk aylarında mide bulantısından muzdarip olduğu bilinen bir gerçektir, onlara da mide bulantılarının çözümü için kekik suyunu tavsiye ediyorum. Toros dağlarından toplanan kekik özelikle hazımsızlık çeken, yedikleri yüzünden rahatsız olanlar için bire birdir. kekik gibi başka ıtırlı bitkileri de kullanabilirsiniz mesela nane de taze yendiğinde tıpkı kekik gibi etkili olmaktadır. Ayrıca nane daha kolay bulunan ve her yerde yetişen bir bitkidir. Sizlerde balkonunuza koyacağınız birkaç saksı naneden yeteri kadar ürün alabilirsiniz. Evinde saksılar içinde fesleğen, nane, kekik yetiştiren travesti bir arkadaş üçünü karıştırarak çay yapıp içerek kısa zamanda fazla kilolarından ve sivilcelerinden kurtulmuştur. Sizler de bu şekilde kendi yetiştirdiğiniz bitkilerden faydalanabilirsiniz. Sağlıcakla kalın.

Cam Tavan Sendromu

Bazen hayat bizlere yapmamamız gereken şeyleri acı tecrübelerle öğretir ve biz bir daha acı yaşamamak için bazı şeyleri yapmaktan vazgeçeriz.

Sirklere gitmişseniz, hayvanların bakıcısının bütün dediklerini harfiyen yerine getirdiğini görüp, bu duruma şaşırırsınız. Benim çocukluğumda da mahallemize ayı oynatan amcalar gelir ve koca hayvanlar biz küçücük insanların karşısında şekilden şekile girip, yatar yuvarlanırlardı.

Çocukken anlayamadığım bu durumu ileriki yaşlarda psikolojik kitaplar okuyarak cevapladım. Bilim adamları bir cam fanusun içine koydukları pireleri, alttan ısıtmaya başlıyorlar zeminin ısınmasıyla zıplamaları ile meşhur pireler sıcaktan kurtulmak için zıplamaya başlıyorlar. Fakat her zıpladıklarında kafalarını cam fanusa çarparak hızla yere düşüyorlar. Bu deneyde ısınan zeminle birlikte sadece cam fanusun yüksekliği kadar zıplayabilen pireler bir süre sonra cam fanustan çıkarılıp, normal bir yere konuluyorlar, deneyin devamında zemini ısıtılan yerde pirelerin üstlerinde bir cam olmadığı halde cam fanusun yüksekliği kadar zıpladığı görülüyor. İnsanlarda öğrenilmiş çaresizlikler sonucu hayallerinden, ideallerinden işte bu olumsuz koşullar yüzünden vazgeçiyorlar. Bu duruma bilimde cam fanus sendromu adı verilmiş.

Geçenlerde travesti bir arkadaş yıllar önce bir ders kitabında okuduğu pavlov adlı bilim adamının köpekler üzerinde yaptığı deneyi anlattı. Hemen hemen yaşananlar birbirine benzerlik gösteriyordu. Her zil çaldığında yemek yiyebilen köpekler bir süre sonra zil çaldığında ortada yemek olmasa bile istenilen noktaya gelip havlıyorlar.

Sirklerde de hayvanlar işte bu şekilde eğitiliyorlar. Hayvanların acizliğinden yararlanılan sirklere gitmeyi bu yüzden tercih etmem bence hayvan doğal ortamında, olması gereken yerde izlenmelidir.

İnsanlarda da işe yarayan bu sendromlar sayesinde öğrenilmiş çaresizlikle işinin istemediği şeyler yaptırılıyor. Hayatın bize dayattığı cam tavanları aşmak için canımızın acıması gerekse de denemekten asla vazgeçmemeliyiz.

İstanbul’da yaşayan bir grup travesti mahalle baskısından kurtulmak için, yaşadıkları onca eziyet ve aşağılanmaya rağmen oturdukları mahalleyi terk etmeyerek bütün zorluklara göğüs germişler ve sonunda verdikleri mücadeleyi  kazanarak mahalleli arasında kendilerini kabul ettirmişlerdir.

Daha ilk zorlukta taşınsalardı, gittikleri her yerde saklanarak yaşamak zorunda kalabilirlerdi. Hayat size ne kadar acımasız davranırsa davransın unutmayın mutlaka yolunuzda bir ışık parlayacaktır.