Öne çıkarılan yazı

En çok travesti istanbul ve ankara da Şehirlere göre tıkla.

Türkiye’de travesti sayısı 3000 civarında bulunmakta fakat en çok travesti çokluk sırasına göre şöyle.

Tüm şehirlere göre trv modellerimiz aşşağıda dır istediğiniz şehire girip üyelerimizi görmek sizin elinizde

İstanbul travesti, Ankara travesti, İzmir travesti, Antalya travesti, Bursa travesti, İzmit travesti, Kocaeli travesti, Sakarya travesti, Adapazarı travesti, mersin travesti, içel travesti, Adana travesti, samsun travesti, kayseri travesti, Konya travesti, bodrum travesti, Marmaris travesti, Fethiye travesti, Gaziantep travesti, Urfa travesti, Muğla travesti, denizli travesti, Tekirdağ travesti, çorlu, çorum travesti, sivas travesti, malatya travesti, van travesti, hatay travesti, iskenderun travesti, alanya travesti, zonguldak travesti, ordu travesti, kütahya travesti, eskişehir travesti, aydın travesti, çanakkale travesti, kuşadası travesti, tokat travesti, manisa travesti, ısparta travesti, balıkesir travesti, elazığ travesti, didim travesti, istanbul anadolu yakası travesti, kahramanmaraş travesti, diyarbakır travesti, kıbrıs travesti, gibi şehirlerde travesti modeller, bolu travestileri bulunmakta bu modellerimizi görmek için sırasına göre şehirlere tıklayıp görebilirisiniz, Ayrıca yabancı ulkelerden de bazen travesti modellerimiz bulunmaktadır. zamanla eksik şehirler eklenecek olup resimleri ve videoları görmek için tıklayınız.

Şehirlere göre travestiler bu ve bunun gibi diğer sitelerimizde de bulnunmaktadırlar. Modellerimiz tamamen gerçek olup sahte profilleri sitedeki şikayet bölümüne yaza bilirsiniz.

Sebzeleri tanıyor muyuz?

Akşama ne pişirsek bugün ne yesek diye düşünüyoruz ama aslında ne yediğimizin farkında bile değiliz. Hepsi kendi başına bir vitamin deposu olan sebzelerin neye yaradığını öğrenmek o kadar da zor değil aslında sadece bugün sizler için yazdığım yazıyı bir yere not alın yeter. Çeşitli besin ve besin öğesinin sağlığımız üzerinde olumlu etkileri, bazı kronik hastalıklardan korunmada ve bu hastalıkların tedavisinde yararlı olduğu saptanmıştır. Mesela kış bitkisi olarak bilinen enginar karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginar, kanı temizliyor. Diğer zehirli maddeleri ve yorgunluk maddelerini idrarla dışarı atarak yorgunluğu giderip, vücuda dinçlik veriyor. Soğanda A, B ve C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt bulunuyor. Soğanın, kalp ve prostat bozukluğu, pankreas tembelliği (şekerliler), sinir zafiyeti, romatizma, cilt hastalıkları, cinsel iktidarsızlık gibi hastalıklarda faydalı olduğu, idrar söktürdüğü ve üreyi attığı biliniyor. Semizotu, kanamalı hastalıklarda ve peklikte çok faydalıdır. Kanı temizler, idrar söktürür, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirip, böbrekteki taşı döker. Taze fasulye, vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağlıyor. Ben de bahar aylarından itibaren her hafta taze fasulye alırım pazardan Bursa travestilerinden bir dostumdan öğrendiğim domatesli fasulye tarifini pişirir ve afiyetle yerim. Sizin anlayacağınız favori sebzem fasulyedir. Ayrıca pankreas bezini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirip; albümin ve diyabette de çok faydalıdır. Patatesin mutlaka salata veya soğanla tüketilmesi gerekiyor. Yağda kızarmış olarak yenmezse kilo aldırmaz. Şişmanlar ve şeker hastaları için iyi bir gıdadır. Şeker hastaları, ekmek yerine bol patates yiyebilir. Ancak potasyumun zayi olmaması için patateslerin külde veya çift tabanlı tencerede pişirilmesi gerekiyor. Patates, bağırsakları, böbrekleri ve kanı temizleyip, kabızlığı önlüyor. Sarımsak da ise her türlü harika özellik mevcut… Tansiyonu düşürdüğü, kan pıhtılaşmasını azalttığı, kötü (LDL) kolesterolü düşürdüğü, bazı mide kanserlerini önlediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği araştırmalarla ispatlandı. Sivribiber bol beta karoten, C, P ve K vitaminleriyle bazı alkoloitler içerir. Bunlar mideyi kuvvetlendirir, iştah açar ve mide tembelliğini giderir. P vitamini damarları yumuşatıp kanamayı önlüyor. Özellikle acı biber, erkeklerde cinsel isteği artırır. Acı biber seven erkekler tercih sebebi oluyor demek ki her neyse dostlarım sevgiyle kalın İclal.

Tarçınlı süt

Kilo bütün kadınların ortak sorunudur. Özellikle de en kötü yerlerimizden alırız mesela göbek ve basen desem anlarsınız değil mi? Bu kilo alıp vermeler sarkmalar sonrasında zaten yerçekimine karşı koyamayan vücudumuz iyice yaşlanıyor. Bu nedenle biraz yediğimiz içtiğimiz şeylere dikkat etmemiz gerekiyor. Yapılan araştırmalara göre; orta dereceli kalori kısıtlaması yapılan, az yağlı bir diyetin uygulandığı kişiye özel beslenme programında, günde 2 bardak süt tüketmek yağ yakımı için yeterli oluyor. Uzmanlar tarafından yapılan çalışmalarda, sütün içindeki kalsiyumun vücuttaki yağlanmayı azaltarak kilo kontrolü sağlamaya yardımcı olduğu ortaya konmuş. Süt, içerdiği kaliteli protein ve lioneik asit gibi yağ molekülleri ile kilo kontrolüne yardımcı oluyor. Güçlü kemikler için birebir. Mineral açısından son derece zengin olan süt aynı zamanda zengin bir kalsiyum kaynağı…1 litre süt içinde bulunan kalsiyum; 10 kilo et, 5.2 ekmek, 12,6 kilo patates, 17 kilogram elma, 3,2 kilo marul ya da 2,4 kilogram havuçta bulunan kalsiyuma eş değer oluyor. Bu nedenle sağlıklı kemikler için süt içmemiz şartmış siz debenim gibi şaşırdınız değil mi oysa biz ne biliyorduk? Süt kilo aldırır sakın içme o yüzden elli yaşlara geldiğimizde kemiklerimiz erimeye başlıyordu. Tarçının bilinen en eski baharatların başında geldiğini duymuşsunuzdur.Bu baharat genelde tatlandırıcı olarak kullanılır.Yurt dışında yapılan araştırmalarda gösteriyor ki 6 hafta boyunca bir çay kaşığının çeyreği kadar tarçın tüketmek,kandaki glikoz miktarını ve kötü kolestrolü azaltıyor.Ayrıca şekeri metabolize etme yeteneğinizi de artırıyor.Şeker hastaları için faydalı olan tarçın,metabolizmayı hızlandırır ve kilo verilmesine yardımcı olur.Yağ dokularını kolayca eritir.Karın bölgesindeki yağlardan kurtulmak için Tarçın oldukça etkilidir.Tarçının içerisindeki enzimler, karın bölgesindeki kan damarlarını uyararak özellikle karın zayıflaması ve göbek eritme sürecini hızlandırmaktadır. Tarçın o yasaklı yiyecekler arasındaydı bakın nasıl da masum ve iyiymiş. Tarçını ben sahleple tüketmeyi severim ama siz nasıl isterseniz öyle tüketin. Zaten sahlep kış içeçeği ve neredeyse yaz geldi tarçınlı sahlep dönemi sona erdi. Biz de Ankara travestilerinden Bade’nin yaptığı gibi çubuk tarçınlı su içeriz. Üstüne de bir bardak buz gibi süt oh işte göbek yağlarım erisin. Sevgilerimle İclal.

Kötü kolesterol nasıl düşürülür?

Doktorlar kolestrol konusunda ikiye ayrılmış olsalar da bana soracak olursanız kötü kolestrol felçten kalp krizine kadar pek çok dönüşü olmayan hastalığa yol açabilir. Yüksek kolesterol, koroner arter hastalıkları, kalp krizi riskini ve Alzheimer riskini arttırır. Yüksek kolesterol uzun süreli damar tıkanıklığına da neden olmaktadır. Bu durum kan akışını bozduğu için kalp rahatsızlıkları kaçınılmaz bir sona dönüşür. Her hastalıkta olduğu gibi kolestrolu düşürmek için de öncelikle beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekir. Özellikle sigaradan uzak durmak çok önemli çünkü sigara kullanmak damarların tıkanmasına neden olur ve kan daha koyu akacağından felç riski de ortaya çıkar. Kötü kolesterole karşı daha çok lif tüketmelisiniz. Yeme alışkanlıkları genelde kolesterolle savaşmakta güçlü bir yöntemdir. Örnek verecek olursak bazı gevreklerin neden kalp dostu olduğunu merak ediyorsanız cevabı içindeki lifte saklı. Çözünebilir lifler birçok gıdada bulunmaktadır. Çözünebilir lifleri alabileceğiniz en faydalı ürünler tam tahıllardır. Yulaf, meyve, kuru meyve ve sebzeler de bu listeye dahildir. Tam tahıllar derken aklınıza bakkallarda satılan beyaz ekmekler falan gelmesin ama çünkü onlar işlenmiş undan yapılıyor. Oldukça tehlikeli olan işlenmiş un aşırı kalori almanıza ve çok kısa sürede tekrar acıkmanıza neden oluyorlar. Eğer aşırı kiloluysanız, doktorunuzla kolesterolünüzü düşürme konusundan önce kilonuzu düşürmekle ilgili konuşun. Kilo vermek trigliserit ve (LDL) kötü kolesterol seviyenizi düşürmenize yardımcı olacaktır. Birkaç kilo vermek bile iyi kolesterolünüzün yükselmesine yardımcı olur. Birçok kişi beslenmesine dikkat edip düzenli egzersiz yaparak kolesterolünü düşürebilir. Fakat kolesterolün ne kadar düşük olması gerekir? Diyabeti ve kalp hastalıkları riski olan kişilerde kötü kolesterolün (LDL) 100’den aşağı olması istenilir. Eğer hali hazırda herhangi bir damar ya da kalp hastalığınız varsa bazı doktorlar kötü kolesterolünüzün 70 ve aşağısı olmasını önerir. Kafanızı çok fazla karıştırmak istemem çünkü bu oranlar herkese göre değişebilir en doğrusu doktorunuzun dediğini uygulamak ve onların sözünden çıkmamaktır. Sağlık asla şakaya gelmez. Beslenme alışkanlıklarımıza da dikkat edersek sanırım kötü kolestrol bize yaklaşamaz. Önemli olanın kendi sağlığımız olduğunu bilerek yaşarsak daha uzun ve güzel bir ömür geçirebiliriz. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Televizyon reytingleri

Reyting denilen bir canavar var. Bu yüzden televizyon dünyası ne yapacağını şaşırdı en son reyting uğruna yayınlanan programlar tam bir fiyasko haline geldi. Televizyonu hangi saatte açarsanız açın hep saçma sapan yarışmalar, evlilik programları ile karşılaşıyorsunuz ve bunun bir sonu yok gibi görünüyor. Senaryo ve profesyonel oyuncular olmadan gerçek olay ve durumlara odaklanan televizyonculuğa ‘reality tv‘ deniyor. Bu programların hikâyeyi anlatan ya da olacakları haber veren bir sunucusu ya da anlatıcısı var. Issız adada yaşam savaşı veren güzel vücutlular mı dersiniz evlenmek için bir eve doldurulmuş bas bas bağıran kızları erkekleri mi derseniz ne ararsanız var. Reality show’lar yapımcılar ve editörlerin eseri. Yani gayet makul bir maliyeti var. Bu yüzden de televizyonlar tarafından çok tercih ediliyor. Reality show’lar gizli kameradan yarı-belgesel programlara, baştan yaratma hikâyelerinden, evlenme programlarından ünlülerin hayatlarına, yaşam tarzını değiştiren programlardan yetenek şovlarına kadar aklınıza gelebilecek ve gelemeyecek tüm yarışmaları ve programları kapsıyor. Gerçek bir yerde gerçek insanlarla adeta belgesel gibi çekilebilir ya da stüdyoda örneğin ses yarışmaları gibi seyirciyle birlikte çekilebilir, gizli kameralar kullanılarak yalnızca stüdyoda çekilebilir. Yapımcılar ve editörler genelde bir çekim senaryosu ile hareket ediyorlar, bu da şovun nasıl yönetileceğini belirliyor. Sitcom ve dramada ise bu işi daha öncesinde yazarlar gerçekleştiriyor. Programdan programa değişmekle birlikte tüm konseptlerin, yani o adaya yerleşen ve açlıktan kırılan bir grup insanın hedefleri vurmaya çalışması ya da acayip insanların yeteneklerini göstermek için sıralanması, birinin eseri. Yapımcılar, tüm seçimleri yapan kişiler. Reality show’un temel ilkesi mümkün olan en az maliyetle yetenekleri kullanmak. Katılımcıların günlük masraflarını karşılamak da çok zor değil. Sizi bilmeme ama ben eskiden yayınlanan kaliteli belgeselleri özledim. Ailenin önemini anlatan dizileri, akrabalık ve komşuluk anlatan bizim kültürümüze uyan filmleri özledim. Ama sanırım benim gibi düşünen insan sayısı azalmış olacak ki yeni trend acayip programlar olmuş. Reality show katılımcıları sıradan insanlar olarak ekranda tanıtılıyor. Fakat görüldü ki çoğu katılımcı bir şekilde eğlence sektörünün içinde insanlar, işsiz oyuncular ya da oyuncu adayları. Bize de sunulan bu programları izlemek kalıyor galiba sevgilerimle İclal.

Yaşlanmaktan korkma

İnsan gençliğinde hiç yaşlanacağını düşünemiyor. Yaşlandığında ise aynalara bakıp artık bir kenara çekilmesi gerektiğine inanıyor. Oysa hayat nefes aldığımız sürece bizim için var. Neden bir kenara çekilelim ki yaşamak varken. Ne yaşlılıktan ve de yaşlanmaktan korkmuyorum ben o yaşlarımı da en mutlu şekilde yaşamak istiyorum. Amerika’da çok ünlü bir komedyen yaşlanınca da mutlu olmanın sırlarından bahsetmiş ve ben şu anda onu okuyorum. Umarım bir yerlere not almayı unutmama da zamanı gelince çıkarıp hepsini teker teker uygularım. Şimdi onları sizinle de paylaşacağım ama not alın lütfen. Kural bir hayatınızdan sayıları çıkarın önce yaşınızı sonra kilonuzu, ölçülerinizi attık değil mi çöpe aklımızda hiç kalmasın. Sonra sadece neşeli pozitif arkadaşlarınızla gezin. Etrafınızda enerjinizi tüketen negatif insanlar olmasın tabi mümkün olduğu ölçüde ailenizden olan insanları uzaklaştırmanız doğru olmaz. Öğrenmenin yaşı yok yaşınıza başınıza bakmadan öğrenmeyi sürdürün. Kurslara yazılın hatta okuyamadığınız üniversite, yüksek lisans ne varsa işte başlayın. Ne zaman biter diye düşünmeyin. Kafanızı sürekli yeni bilgilerle meşgul ederseniz ileride unutkanlık hastalığına da yakalanmazsınız. Sağlığınıza çok dikkat edin varsa herhangi bir sorununuz mutlaka iyileşmek için uğraşın hatta kötü alışkanlıklarınız varsa onlardan da kurtulun. Biliyorum büyük şehirlerin stresi çok fazla sabah trafiği bile insanı mutsuz etmeye yetiyor. Mümkünse kendinize küçük bir sahil kasabasından bir ev kiralayın mutlu olmaya bakın. Bahçe işleri ile uğraşın toprak insanın bütün negatif duygularını yok eder. Çarşı pazarda gezin, ülkenizi ve yabancı ülkeleri dolaşın. Ama sakın suçluluk ve pişmanlık duygusuna kapılmayın. Vicdanınız temiz olsun kirli bir vicdan insanın peşini bırakmaz. Nerede olursanız olun iyilik yapmaktan vazgeçmeyin bu bir hayvan ya da bitki olabilir hiç önemi yok yeter ki bir canlıya dokunun. Ona sizden bir şeyler verin. Vermek her zaman en iyi ilaçtır. Öyle zenginlik düşünmeyin azla yetinmeyi bilin. Az mal daha az sorumluluk getirir. Sevdiğiniz insanlara, onları sevdiğinizi söyleyin. Her fırsatta sevdiğinizi hissettirin. Sevgi kadar güzel bir duygu varken kin ve nefret nereden çıkıyor anlamış değilim. Hayat kısa nefret etmek için değil mi? Hayat aldığınız nefes kadar değil aldığınız ders kadardır. Sevgiyle kalın İclal.

Sosyal medya ve depresyon

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre sosyal medya bağımlıları diğer insanlara oranla depresyona daha yatkın oluyorlarmış.Araştırma için ABD genelinde yaşları 19-32 arasında değişen 1787 kişiye Facebook, Youtube, Twitter, Google Plus, Instagram, Snapchat, Reddit, Tumblr, Pinterest, Vine ve LinkedIn gibi çeşitli sosyal medya platformları hakkında sorular sorulmuş.Katılımcıların verdikleri yanıtlara göre; bu sitelerde günde geçirilen vakit ortalama 1 saat. Söz konusu platformlar haftada ise 30 kez ziyaret ediliyor. Sosyal medya kullanım oranları ile depresyon belirtilerini karşılaştıran araştırmacılar, sosyal medyayı sıklıkla kullanan kişilerin az kullananlara oranla 2.7 katı depresyona eğilimli olduğunu ortaya çıkarmış. Sosyal medyayı uzun süreler kullanan kişiler de, kısa süre kullananlara oranla 1.7 kat daha fazla depresif oluyorlarmış. Neden mı? İşte burada sıkı durun insanlar hep başkaları ile kendi yaşadıkları hayatı kıyaslama yarışına giriyorlarmış. Genç erişkinler, yaşıtlarının ‘son derece idealize edilmiş’ hayatlarını paylaşması sonucu kıskançlık yaşıyorlar. Bu da kendisinden başka herkesin daha mutlu olduğu izlenimi oluşturuyor. Sosyal medya kullanımı aynı zamanda depresyonla doğru orantılı olan internet bağımlılığını da tetikliyor. Sosyal medyada geçirilen fazla zaman, siber zorbalık ve olumsuz yorumlara da daha fazla maruz kalmak demektir. Sanırım bunu en iyi travesti bireyler bilir. Sosyal medyayı aktif olarak kullanan Adana travestilerinden ve Antalya travestilerinden dostlarım bu konuda oldukça yakındılar ama ne yapalım sosyal medyasız da olmuyor. Sosyal medyada anlamsız aktivitelerle zaman geçirmek, kişide vaktini boşa geçirme duygusu oluşturuyor. Bu da genel ruh halini olumsuz etkiliyor. Tabi bunlar Amerikalıların görüşü biz de o kadar büyük boyutlarda olduğunu düşünmüyorum. Akşam olduğunda sosyal medyada gezmek bize zevk veriyor hele bir de paylaşım yapıp o paylaşımların beğenildiğini görmek, zevkimize zevk katıyor. Mesela ben bir resim atıyorum sonra bakıyorum kimler beğenmiş, kimler yorum yazmış hoş bir zaman geçiriyorum. Hiç depresyona girmiyorum. Kendimi başkaları ile kıyaslamıyorum. Sizin de benimle aynı fikirde olduğunuzu düşünüyorum tek sorunumuz tacizler ve olmadık yorumlar ama engelleme diye bir şey var sonuçta engelle gitsin seni rahatsız edeni. Sevgilerimle travesti iclal.

travestiler ve travestiyim.com

Bir çok travesti sitelerimiz bululnmakta ve sitelerimiz gerçek anlamda bir paylaşım sitesidir. ankara, istanbul, kocaeli, izmit, sakarya, adapazarı, bursa, samsun, bolu, kayseri, konya, bodrum, izmir, antalya, eskişehir, gaziantep, antep, marmaris, alanya travestileri, şişli, avcılar, tekirdağ, çorlu, balıkesir, fethiye, kuşadası, adana, iskenderun, hatay, aksaray, alanya gibi bir çok ili ve semti kapsamaktadır. aşşağıda vereceğim linke tıklayarak, diğer tüm illerdeki modellerimizi görebilirsiniz. 

Bunun için travesti kelimesine tıklayınız lütfen.

Makalelerimizi okumak için googleye travesti iclal yazın çıkan sitelerimizdeki linkleri takip ederek okuyabilirsiniz. 15 yıldan beri web sitelerimiz takip edilmektedir. Bu arada travesti iclal bir markadır.

Şişmanlık ve Yeni sitemiz

yeni stemizi görmek için travesti kelimesine tıkla
avcılar travestileri, beylikdüzü travestileri, çankaya travestileri, şirinevler travestileri, beylikdüzü travesti, didim travestileri, fındıkzade travestileri, gebze travestileri, içel travestileri, iskenderun travestileri, kadıköy travestilerikıbrıs travestilerişişli travestileri

Kilo ve Psikoloji

Kişinin kendisine verdigi değer vucut kitle endeksinden bagımsızdır. Diger yandan şişmanların özgüveni olamayacagı hatta olmaması gerektiği inanisı şimdilerde çokça yaygın ne yazık ki… Her ne kadar birebir bunu bilinçli şekilde düsunmese de yüksek sesle gündeme getirmese de beynimizin bir yerlerinde bu düşünce dolanıp durmaktadır. Kendinizi birkaç saniye gözünüzde canlandırın; bir saunadasınız ve incecik birçok kadın peştemalle ortalarda gezip duruyor; sonra çokça şişman bir kadın peştemali ile önünüzden yürüyor. Önce kınıyorsunuz ama sonrasında kadını cesaretinden dolayı kutlamak geliyor, o kadar iyi ve dri vücutlu kadınların içerisinde göbek taşına  uzanmış hafif şişman bir kadın işte, kendiyle barışık olmak bu olsa gerek diye düşünürsünüz. Erkekler ekonomik güç, makam ve kariyer ile kendilerini bir şekilde kilolu ya da atletik farketmez, kabul ettirmeyi başarabilirken, kadının kendisine toplumda kendisini kabullendirmesi için ilk seçenek güzel olması gerektiğine dair bir inanış yok mudur? Zayıf olmak da güzelliğin olmazsa olmazıdır, bu travestiler için de geçerlidir, hepimiz buna inanırız. Kilolu isen sadece yüzün güzel olabilir, bütün olarak güzel olmaya hakkın yoktur,  “yüzünüz çok tatlı aslında biraz zayıflasan çok iyi olursun”  gibi iltifat mı yoksa hakaret mi olduğunu anlayamayacağın durumlara maruz kalırsın.

Sanki dünyada tek sorun senin kiloların gibiymiş gibi, bakan çokça göz üzerindeyken, kendine nasıl güvenebilirsin? Ben böyle mutluyum diye gerçekçi olmayan tavır takınabilirsiniz. benim Adana ‘da yaşayan yakından tanıdığım travesti aynur gerçekten mutlu gibi görünüyor, fakat içi ne düşünüyor onu kendisi bilir. Bir de kilolu olmanın dünyanın sonu olduğunu sanalar var her hafta diyete başlayıp Salı günü son verenler ve fitness salonlarında birkaç saat ter döküp, sonrasında bir lokantanın düşüncesine kapılıp sildiği kiloları yeniden yerine koyanlar var.

Lütfen yapmayın, tek sorun şişmanlık değil, önce iyi bir insan olmayı öğrenin, bananeci olmayın. kendinizi sevdirmek için uğraşın, pozitif enerji vermeye çalışın, bakın o zaman daha mutlu olacaksınız. Gerçekten fazla kilo sağlığa zararlıdır ve benim de, yaşasın şimanlık, ye istediğin kadar, can gırtlaktan gelir gibi düşüncem yok. Tabii ki fazla yağların vücuttan atılması gerekir, sağlıklı yemek, içmek ömrü çok uzatır. Peki! ya zayıflama baskısı ile girdiğin stresin neden olduğu psikolojik etkiler, onlar hep göz ardı edilir? Sağlık derken sadece bedensel durum gelmesin aklınıza, kendinize iyi bakın ve öncelikle psikolojinizi koruyun.Saygılar travesti İclal.

Sıralamaya göre illerimiz:

Adana travestileri, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bartın, Batman, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Bolu, Burdur, Bursa
Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Hatay, Iğdır, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Uşak, Van, Yalova, Yozgat, Zonguldak

Aşk için

Dünyada hadi canım bu da yapılmaz denen her şey sadece aşk için yapılır. Aşk için şiirler yazmak, şarkılar bestelemek ayıp değil elbette hatta aşk için ölenlere bile şahit olduk. Ben de travesti İclal olarak aşk şiirlerinin vurgunuyum bazen kendim de bir gece yarısı uykumdan uyanıp birkaç satır karalarım ama bilmem aşkı aşksız şiirlendirmek taçsız kral olmaya benzer mi?

“Ben uyutmak için bazen içimin canavarlarını, bozmak için aşkın kara büyülerini, yakmak için bazen sana ait kelimelerini dilimin, tuz basmak için tenimin senden kalan yerlerine; uyuyabilmek için, uyanabilmek için, unutabilmek için, unutamamak için, acıtmak için bazen senin de canını, sana yazdım…”

Yazmak için elime kağıdı kalemi aldığımda hiç yaşamadığım gençlik aşklarımı aklıma getirip ah keşke dedikten sonra yazmaya başlıyorum. Bakarsınız ileride üşenmeyip yazdıklarımı bir kitapta toplar şair oluveririm kısmet.

“Hep sana üşüdüm ayazında bu aşkın, ben bu şehrin yağmurundan hep sana aktım…

Sana doldu gözlerim şarkıların en acıklı yerlerinde; sana bağırdım avaz avaz, sana sustum…

Seni düşündüm yarımında, eksiğinde zamanın; sana küstüm kimse bilmeden, kimse bilmeden seninle barıştım.”

Şimdi bizim kız şair olmuş bile diyeceksiniz ama yok nerede bende o şairlik, sadece yazma isteği benimki, bitmek bilmeyen bir aşkı aramak da diyebiliriz. Belki hayatımda gerçekten güzel bir aşkı yaşamayı becerebilseydim şair olmak yerine aşık olurdum. Ama aşk bu işte öyle istemeyle bulmuyor seni kader.

“Sana içlendim, sana sabrettim; ben sana, ben hep sana, yine sana yazdım.

Var olmakla yok olmak gibi, kaçmakla yakalanmak gibi, iyiyle kötü gibi, melekle şeytan gibi, atmak gibi kendi uçurumlarından kendini ama ölmemek gibi, ölememek gibi.”

Aşk; ne karmaşık bir şeydi… bir türlü çözemediğiniz bir düğüm gibi gelip boğazınıza saplanır. Aşk yaşayan üstelik gerçekten deli gibi sevilen Bursa travestilerinden Aşkın’a imrenmemek, onun yerinde olmayı istemek de ayıp değil. Zaten bu dünyanın en güzel nimeti yediğimiz içtiğimiz yiyecekler değil kalbimizde taşıdığımız aşk değil midir? Aşk olsun da çamurdan olsun. Aşkla kalın.

Keşke mi, iyi ki mi?

Okulu hiç kırmamışsınızdır, sinemada öpüşmemişsinizdir; dokundurtmamışsınızdır kendinize, bir kez olsun gemileri yakmamışsınızdır. Kısacası yasaklara bulaşmamak adına hiç hata yapmadınız ama sonunda bir de baktınız yaşanmamışlıklar peşinizde dağ gibi birikmiş.

Gecenin ilerleyen saatlerinde üzerinizde sadece pijamanızla bir büfeden çikolata almak, sabahın kör karanlığında deli gibi parklarda koşmak, sevdiğinin ismini haykırmak ve daha binlerce yapmak istediğin ama sırf yanlış olur diye vazgeçtiklerin şimdi hepsi için keşke diyorsun değil mi? Keşke o gece sabaha kadar nara atsaydım.  Keşke anemin korkusundan yiyemediğim reçel kavanozunun dibini bulsaydım. Bazen ufacık bir istek için olmaz diye kendine sınırlar çizdin. Oysa ya yapsaydın onları ve şimdi iyi ki yapmışım diyebilseydin. Sen sen olmaktan çıkacak mıydın? Başkaları seni iflah olmaz haylaz diye mi çağıracaktı? Varsın olaydı be güzel kardeşim keşke demek yerine iyi ki dedikten sonra seni yanlış anlamışlar kimin umurunda çünkü sen iyi kiler kadar yaşadın bu hayatta keşkeler kadar öldün. Geriye dönüp baktığınızda, ayıplara, yasaklara, korkulara, tabulara feda edilmiş, “Ne derler” e kurban verilmiş, son kullanma tarihi geçmiş bir yığın haz, bilinçaltından el sallar.“Keşke” cilerin hayatı, kasvetli bir pişmanlıklar mezarlığıdır. Bu dünyaya sanki bir daha gelme şansın varmış gibi harcadın yılarlını oysa mezarda bile yalnız olacaktın kimse senin için canını ortaya koymayacak sense canını başkaları için harcadın. İyi kilerinde sen olacaksın, yaşanmış güzel hatıraların olacak. İyi ki diyeceksin Ankara travestilerinden Azra ile tanışmışım, iyi ki ondan öğrendiğim tecrübeleri kullanmışım ya sırf topluma ayak uydurma derdine ona mesafeli davransaydım. Şimdi olduğum kişi olabilecek miydim? Yoksa hala olmak istediği kişi olamayan cesareti kırılmış, bir köşede sırasını bekleyen kişi mi olacaktım. Kabuğumu yırtmamı sağlayan herkese teşekkür etmem gerekirken keşkelerle boğuluyorsam yaşamadım diye ağlamanın anlamı yok. Hayat sana yılları geri vermez sadece ondan anılarını isteyebilirsiniz.

“İyi ki”lerinizi toplayın bugün ve “keşke”lerinizden çıkartın.Fazlaysa kardasınız demektir.Aldırmayın yüreğinizdeki kramplara, mahzun hatıralara… Rüzgarlarla koştunuz ya…“Keşke”leriniz, “İyi ki”lerden çoksa…

Telafi için elinizi çabuk tutun. Sevgilerimle.