En Çok Kazanan CEO O Seçildi!

En Çok Kazanan CEO O Seçildi!Sosyal medyanın en popülerler isimlerinden biri olan Facebook, sıkça geçirdiği güncellemeler ve günden güne hızla arttırdığı üye sayısıyla liderliğini korurken bu dev sosyal paylaşım platformunun kurucusu Mark Zuckerberg de gündemde yer alan en popüler isimlerden biri oldu. Facebook’un kurucusu Zuckerberg’in, geçtiğimiz günlerde evinin yanında yer alan tüm evleri satın aldığına dair haberler yazılmış ve Zuckerberg tarafından doğrulanmıştı. ABD’de yapılan araştırmalar sonucu en çok kazanan CEO’lar arasında liderlik koltuğu ise Facebook CEO’su Mark Zuckerberg’e ait. GMI şirketinin sunduğu raporlara göre ödemeler ve hisse senetleri dahil olmak üzere toplamda 2.3 milyar dolar kazanç sağlayan Zuckerberg en çok kazanan CEO listesinde ilk sırada yer alırken 1.1 milyar dolarlık bir kazançla enerji şirketi Kinder Morgan’ın CEO’su Richard Kinder listenin ikinci sırasında yer alıyor. Listenin ilk onunda yer alan diğer başarılı isimlerden bazıları ise, 143 milyon dolarla Apple CEO’su Tim Cook ve 109 milyon dolarla Salesforce CEO’su Mark Benioff. Peki siz Mark Zuckerberg’in elde etmiş olduğu bu başarı hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz. Mark Zuckerberg’ın fotoğraflarına ulaşmak için tıklayın.Dünyanın en ünlü şirketlerinde çalışma imkanı için tıklayın!

‘Öz hakiki’ Bisse isyanı

‘Öz hakiki’ Bisse isyanıKefeli, “Bisse’yi bile ‘müracaat başka alanda’ diye askıya çıkardılar” dedi.HÜKÜMET, cumhuriyetin 100’üncü yılı için büyük hedefler koydu. En iddialı olanı, 2023’e kadar Türkiye’den 10 dünya markası çıkarmak. Ancak, marka yatırımı yapan ve markalaşma yolunda önemli mesafe almış markalar, fırsatçılardan korunmak için milyonlarca lira harcamak zorunda. Herhangi bir markanın adını başka bir faaliyet alanında aynen ya da aynı alanda bu markaya yakın bir kelime uydurarak tescil ettirmek zor değil. Bu sürecin en büyük mağdurları ise ‘Tanınmış Markalar’ listesindeki güçlü markalar. Bisse Tekstil Ürünleri Sanayi Ticaret Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kefeli, Bisse’nin başına gelenleri şöyle anlatıyor: 60 DAVA AÇMAK ZORUNDA KALDIK·  5 yıldır sürekli bir avukatımızı Ankara’da Türk Patent Enstitüsü’nde (TPE) Markalar Dairesi’nde görevlendirmiş durumdayız. Bugün gidin, ‘Özbisse, Akbisse, Hakiki Bisse’ diye başvurun, askıya çıkarıyorlar. İtiraz olmazsa markanızın ticari gücünden faydalanmak isteyenlere tescil ediyorlar. Böyle şey olur mu? Askı süresinde ‘Benim markama benziyor’ diye itiraz edersen, seni haklı görürlerse o talebi reddediyorlar. Bazen itiraz da etkilemiyor. Burada ciddi bir sistem zaafiyeti var.SÜREKLİ KÂBUS GÖRÜYORUZ ·  Bisse 1976’da kuruldu. Sonra marka tescili yapıldı ve 1994’te de dünyada Tanınmış Markalar statüsüne girdik. Bisse bir isim ya da soy isim de değil. ‘Birlikte, İlkemiz Sanatla Sanayiye Erişmek’ kelimelerinin baş harflerinden türettik. Her yıl markam için ortalama 1.5 milyon liralık reklam yatırımı yapıyorum. Adamın biri gidiyor, Markalar Dairesi’ne, Bisse’ye benzer bir kelimeyi hatta ‘farklı alandayım’ diye ‘Bisse’yi kendi adına tescil ettiriyor. Biz ise sürekli kabus görüyoruz. BU NASIL BİR ZULÜM·  Bugüne kadar Bisse’yi korumak için yurt içinde 60’tan fazla dava açtım. Her birinin maliyeti ortalama 2 bin TL. İtiraz parası, avukat maaşı, mahkeme süreci ki en kısası 2 yıl ve 2 yıl boyunca da adam senin markana benzer ismi kullanıyor. Kaybederse yaptırımı yok. O ‘pardon’ diyor, sen ‘kazandım’ diye seviniyorsun. Bu nasıl bir zulüm.MİSSE, ELBİSSE, BİLBİSSE·  Birileri, Bisse için de müracaat etmiş. Faaliyet alanımız dışında bir konuda. İtiraz edince, ‘bu marka tescilliymiş’ dendi ve reddedildi. ‘Elbisse’yi vermişler. İtiraz ettik, reddettiler, tekrar itiraz ettik ancak o zaman kabul ettiler. ‘Bisset’ için müracaatı bizimle aynı alanda faaliyet göstereceği halde kabul etmişler. Misse ve Sisse’yi iki itiraz sonucu iptal ettirebildik. Big Bissel, Biseli için başkalarına tescil verdiler, itirazlarımız reddedildi. Bikke, Besise, Bilbissi, Bisem, Bisset, Bisente v.s. Böyle ciddi bir konuda, ilgili kurumun bir network’ü olmalı. Sonsuza kadar böyle mahkeme peşinde mi koşacağız? Tescil denemesine ret geldiMUSTAFA Kefeli, Tanınmış Marka olarak ‘acaba Avrupa’da böyle uyanıklıklar oluyor mu’ diye merak ettiğini belirterek, “İtalya ve Almanya’da bir arkadaşıma deneme yaptırdım ve ilgili kuruluşlara Bisse ve benzer isimlerle tescil müracaatına gitti. Ne askı ne ilan. Anında; “Bisse Türkiye’de tescilli marka veremeyiz” diye ret yedi. Avrupalı bizi daha iyi koruyor. Kendi kurumumuz bizi fırsatçı, ahlaksız uyanıklara mahkum etmiş durumda.”Rakamlarla Bisse· 2007’ye kadar gömlekçiydi. 2007’den sonra giyim mağazası konseptine geçiş yaptı küçük mağazaları kapattı ve 200 metrekare altında mağaza açmama kararı aldı.  · Yurt içinde ana firmaya ait 40, franchising olarak 36 Bisse mağazası bulunuyor. 420 korner’da da Bisse ürünleri satılıyor.· Yurtdışındaki mağaza sayısı 40’ı geçti. Kuzey Irak’ta 5, Türkmenistan ve Azerbeycan’da 3, Lübnan’da 4 mağaza açtı. · Marka için 2 binden fazla insan istihdam edilmiş durumda. · Bisse A Grubu ve B Üst Grubu tüketiciye odaklanmış. Takım elbiseler 600-2 bin 800 TL, gömlekler 155-980 TL arası fiyatlarla satılıyor.‘Sercedes’i tescil eder miydiniz   BAŞINA gelenlerin sadece kendi meselesi olmadığını, Türkiye’nin tüm Tanınmış Markaları’nın önce iç pazarda büyük bir haksız rekabetle karşı karşıya olduğunu söyleyen Mustafa Kefeli, şunları anlattı: “Ekonomi Bakanımız Zafer Çağlayan’a gittim, çok üzüldü. ‘Ben 365 günün 300 günü yoldayım ki bu ülkeden dünya markaları çıksın ama içerde birileri kendi ayağımıza kurşun sıkıyorlar’ dedi. TPE Başkanına yönlendirdi. Durumu anlattım. Bisse için ‘Sizinle aynı konuyu vermedik’ dedi. Ben de ‘Sayın Başkan biri gelse ‘Sercedes’ diye bir marka tescil etmek istese eder misiniz?’ dedim. ‘Tabii ki olmaz’ dedi. ‘Ne yapalım sizin gibi 400 Tanınmış Marka var, nasıl denetleyelim’ dedi. Türkiye’nin 400 değil, 4 bin Tanınmış Markası olması için çalışmıyor muyuz? 5 yılda markamı korumak için 1.5 milyon liradan fazla harcamışım. Bu parayla 3 tane daha büyük mağaza açabilirdim.”Zaafları Başbakan’a anlattımMUSTAFA Kefeli, ‘marka tescil sisteminin zaaflarını’ Başbakan Tayyip Erdoğan’a da anlattığını belirterek şu bilgileri verdi: “‘Bana bir dosya yap gönder’ dedi. Gönderdim. Sayın Başbakanımızın 10 yıllık çabası malum. Türkiye markalar çıkaracak güce ulaştı. Bu konuda Başbakan desteğini hiç esirgemedi. Turquality projesi bile tek başına büyük katkılar sağladı. Hükümet ve bakanlar dışında bürokraside ciddi sıkıntı görüyoruz.”

Meteoroloji’den 11 il için yağış uyarısı

Meteoroloji'den 11 il için yağış uyarısıMeteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan tahminlere göre hava sıcaklığı, kuzeydoğu kesimlerde 2 ila 4 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak. Rüzgarın, genellikle kuzey ve kuzeydoğu, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’da güney ve batı yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Marmara ile Ege, Akdeniz kıyıları ve Güneydoğu Anadolu’da kuvvetlice (30-50 Km/S) esmesi bekleniyor. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:Ankara: Parçalı, yer yer çok bulutlu, akşam saatlerine kadar il geneli yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 30İstanbul: Az bulutlu ve açık zamanla kuzey kıyıları parçalı ve çok bulutlu öğle saatlerinde kısa süreli ve yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 31İzmir: Az bulutlu ve açık 32 

Claude Debussy’nin doğumgünü için doodle ile kutlama

Claude Debussy'nin doğumgünü için doodle ile kutlama22 Ağustos 1862′de Paris yakınlarında doğan Claude Debussy’nin anne ve babası porselen eşya satan bir dükkân işletmekteydi. Claude Debussy beş kardeşin en büyüğüydü.Claude Debussy’nin müzikal yeteneği ilk defa Chopin’in bir öğrencisi olan piyano öğretmeni Bayan Maut de Fleurville tarafından keşfedildi.7 yaşında piyano eğitimine başlayan Claude Debussy 1872’de Paris Konservatuarı’na girdi ve bırada 11 yıl eğitim gördü.1890’lar Claude Debussy’nin kariyerindeki en verimli dönemi oldu. Claude Debussy’nin bu dönemdeki en önemli eseri Pellas et Melisande operası oldu.Arkadaş çevresi müzisyenlerden değil, şair empresyonist şairler ve ressamlardan oluşan Claude Debussy bu çevrenin etkisi ile ilk önemli orkestra eseri L’aprésmidi d’un Faune (Bir tabiat ilahının öğleden sonrası) adlı senfonik şiirini yarattı. 1894’te sahnelenen ve empresyonist müziğin doğuşuna işaret eden bu eser aynı zamanda Claude Debussy’nin 20 yıl sürecek en verimli dönemini başlattı. Claude Debussy bu dönemde Noktürnler, Deniz, Tablolar adlı orkestra eserlerini, çok sayıda piyano eserini, çeşitli şarkılar ve oda müziği eserleri, bale müziği ve tek operasını yazdı.1887’den itibaren kendisini bir besteci olarak gören Claude Debussy, kendi eserlerini çaldığı bazı zamanlar hariç sahneye piyanist veya orkestra şefi olarak çıkmadı.Claude Debussy, en önemli eserlerini piyano için besteledi. Eserleriyle piyano çalma tekniklerinde devrim yarattı. Kansere yakalanan ve bu hastalık yüzünden enerjisi tükenen Claude Debussy, bestelerine devam etmeye çalıştı. Ancak 1914’te I. Dünya Savaşı’nın patlak verince müziğe olan ilgisini kaybetti.Claude Debussy “Bu kadar insan kahramanca ölümle yüzleşirken ne gülebildiğini ne de gözyaşı dökebildiğini” söyledi ve 1 yıl süren bir sessizliğe gömüldü.Ancak Claude Debussy, mücadeleye besteleriyle katılması gerektiğini düşünerek en son eserlerini verdi.Claude Debussy, 1918’in Mart ayında Paris bombardımanında hayatını kaybetti. 

İkisi arasında haberci var

İkisi arasında haberci varYale Üniversitesi’nin araştırması mideyle beynin yeterli kaloriyi aldığı sinyalini veren beyin devrelerine bağlayan bir moleküler habercinin var olduğuna işaret ediyor. Yüksek yağ oranlı yiyeceklerle beslenen farelerde beynin ödüllendirme devrelerini aktif hale getiren dopaminin eksik olduğunu fark eden araştırmacılar, bu durumun farelerde ve insanlarda dopamin seviyesini düzenlemek amacıyla daha çok yemek yemeye neden olabileceği belirtiliyor. Science dergisinde yayımlanan çalışmayı yürüten Ivan E. De Araujo, “Obezlerde ve ilaç bağımlılarında, belli uyaranların ödüllendirme özelliklerini hissetme konusunda eksiklik olduğu görüldü. Midede üretilen kimyasal habercinin eksik olması farelerin kalorilerin varlığını hissedememesine ve bu nedenle az kalorili yiyecekler yendiğinde dopamin seviyesinin düşük kalmasına neden oluyor.” bu haberde travesti kelimesi işde ondan  Sıvı bir haberci olan oleoylethanolamine enjekte edilen farelerin az yağlı yiyeceklere yöneldiğini ortaya koyan Araujo ve ekibi, çalışmalarına devam ederek bu durumun insanlarda nasıl işlediğini keşfetmeyi amaçlıyor.

 

 

İlk yerli tasarım akıllı telefon tanıtıldı

İlk yerli tasarım akıllı telefon tanıtıldıTürkiye’nin ilk yerli tasarım akıllı cep telefonu olan Turkcell T40’ın Eylül ayının sonunda tüketiciyle buluşması hedefleniyor.Turkcell yerli akıllı cep telefonu için düğmeye bastığını ilk olarak şubat ayında Barcelona’da düzenlenen Dünya Mobil Kongresi’nde duyurmuştu. “Gebze” kod adı verilen akıllı telefon, 6 ay içerisinde tüm tasarım ve yazılım çalışmaları tamamlanarak üretim aşamasına geldi. Toplantıda konuşan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer de yüksek teknolojiye dayalı yerli fikri mülkiyetin artırılması ve küresel marka oluşturmanın bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü için önemine dikkat çekti: “Türkiye yıllık yaklaşık 16 milyon cep telefonu ithal ediyor. 2013′ün ilk altı aylık dönemine baktığımızda geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 7’lik bir artışla 6.2 milyon adet cep telefonu ithal edildiğini görüyoruz. Yine yurtdışından yolcu beraberinde getirilen cep telefonu sayısında, 2013′ün ilk yarısında yüzde 11 artış var. Büyük kısmını akıllı telefonların oluşturduğu bu ithalatın cari açık üzerindeki yükünün hafifletilmesi hepimizin hedefi olmalıdır. T40’ta Türk mühendislerinin geliştirdiği özel Android arayüzü, Türk dokunuşları taşıyan arka kapak ve ses tasarımları ve Türk insanının gün içerisinde en çok kullandığı uygulamalara kolaylıkla erişim sağlayan “kart ekranı” bulunuyor.Ayrıca mesaj, alarm, zil vb. sesleri de yine bağlama-vapur sesi gibi Türkiye’ye özgü esintiler taşıyor. Arka kapakta ise kilimden dantele, nazar boncuğundan İznik çinisine ve laleye dek  Anadolu coğrafyasının tarihi ve kültürel değerlerinden esinlenen alternatifler sunuluyor. Gürültü engelleyici (Noise Cancellation) özelliğinde bir mikrofon kullanıcının sesini alıp iletirken diğer mikrofon arka plan seslerini algılayıp filtreliyor. İşte T40′ın teknik özellikleri:İşlemci: Qualcomm 8225 1.2 GHz Çift ÇekirdekDahili Hafıza : 4 GBEkran:  4.0″ WVGA (480×800) LCD IPS 256KKamera: 5 MP Flash Arka-0.3 MP Ön KameraPil 1600 mAh (Yaklaşık 240 saat bekleme, 480 dakika konuşma)İşletim Sistemi Android 4.1 (Jelly Bean)

Çok seks yapan çok para kazanıyor

Çok seks yapan çok para kazanıyorİngiltere’deki Anglia Ruskin Üniversitesi’nin gerçekleştiği araştırma ayrıca hiç seks yapmayanların ortalamadan yüzde 3 daha az kazandığını tespit etti. 26-50 yaş arası 7 bin 500 kişinin cinsel hayatlarını ve kariyerlerini inceleme altına alan araştırmayı yöneten Dr. Nick Drydakis, şunları söyledi: “Sevmek ve sevilmek insanların ana ihtiyaçlarından biri. Cinsellik de bunun bir parçası. Yeterli seks yapmayan insanlar depresyona sürükleniyor, mutsuz hissediyor, sosyal hayata uyum sağlamakta zorlanıyor bu da uzun vadede işlerinde gösterdikleri performansı etkileyebiliyor.”  

Sosyal medyayı sallayan Mısır iddiasının perde arkası

Sosyal medyayı sallayan Mısır iddiasının perde arkasıÖzellikle Twitter’da birçok kullanıcı “Mısır televizyonlarında 3 şişe viski fotoğrafı yayınlanıp ”TERÖRİSTLER CAMİ’DE İÇKİ İÇTİLER” diye karalama yapılıyor. Tanıdık gelmedi mi?” şeklinde mesajlar paylaştı.Bu tweet’lere dayanak olarak da Mısır devlet televizyonunda yapılan bir yayının ekran görüntüsü gösterildi. Ancak bu görüntünün ilk paylaşıldığı tweet 8 Temmuz tarihli.Görüntüyü paylaşan Wall Street Journal muhabiri Charles Levinson, o tarihte ironik bir tweet atarak, “Mısır Devlet TV’si askeri kanıtları gösteriyor: Protestoculardan ele geçirilmiş Auld Stag viski şişeleri” yazmıştı. Öte yandan o dönemde de şişelerin kapaklarının hiç dokunulmamış olması dikkat çekmişti.Türkiye’de de Gezi Parkı protestoları sırasında göstericilerin sığındığı Beşiktaş Dolmabahçe’deki Bezmi Alem Validesultan Camii’nde içki içildiği iddia edilmişti. İddialar üzerine cami müezzini camide içki içildiğini görmediğini açıklamıştı. 

İngiliz paraşütçü Mark Sutton hayatını kaybetti

İngiliz paraşütçü Mark Sutton hayatını kaybettiValais kantonundaki Mantigny bölgesinde beraberinde kamera çekimi yapan arkadaşıyla, 3 bin 300 metrede uçmakta olan helikopterden atlayış gerçekleştiren Sutton, Alp dağlarına çarparak yaşamını yitirdi.Eski bir ordu mensubu olan 42 yaşındaki Sutton, Londra Olimpiyatları’nın açılışında James Bond kıyafetiyle, Kraliçe Elizabeth II’yi temsil eden bir kişiyi kurtararak ilginç bir gösteri gerçekleştirmişti.İsviçre polisi, Sutton’ın 20 kişilik özel bir paraşütçü ekibiyle hareket ettiğini ve ekibin yapılan atlayışları kameraya almaya çalıştığını bildirdi. Olayla ilgili araştırmanın sürdüğünü belirten polis yetkilileri, olayın dün meydana geldiğini kaydettiler.   Olayla ilgili araştırmanın sürdüğünü belirten polis yetkilileri, olayın dün meydana geldiğini kaydettiler.

Heybeliada’da sağlık skandalı

Heybeliada'da sağlık skandalıAli Mert Baltacı Pazar günü sabah 04.00 sıralarında kolundan yaralandı. Sokağa çıkarak yardım arayan 22 yaşındaki Baltacı, bir arkadaşına rastladı.
YARIM SAAT ERKEN GELSEYDİ KOLUNU KURTARABİLİRDİK
Ancak Heybeliada’da ne bir hastane, ne de bir doktor olmaması sebebiyle talihsiz olaylar ard arda yaşandı ve Ali Mert Baltacı kolunu kaybetti. Bunun üzerine Twitter’da “heybeliadayahastaneistiyoruz” hashtag’i ile Ada sakinleri sesini duyurmak için kampanya başlattı. Heybeliada’da oturan vatandaşlar kendi
SAĞLIK HİZMETİ NELER VAR?
Büyükada’da bulunan Lütfi Kırdar Hastanesi Ek Binası’nda, tanı, tedavi merkezi olarak kullanılıyor ve acil durumlarda müdahale ediliyor. – 1 çocuk hastalıkları uzmanı. Beş gün mesai saatleri içinde çalışıyor. – 1 kadın doğum uzmanı. Haftada 1 gün mesai saatleri içinde çalışıyor. – 1 dahiliye uzmanı. Haftada 1 gün mesai saatlerinde çalışıyor. – 4 Pratisyen hekim. Biri gece nöbeti tutuyor. – 4 Hemşire var. – 1 Röntgen teknisyeni var. Gece nöbetinde de var. Hastanede, 1 röntgen makinası var ve 24 saat çalışıyor. 1 ultrason cihazı var.Diğer adalarda ise mesai saatleri içinde, hafta sonu hariç birer aile hekimi ve birer hemşire var. Büyükada dışındaki adalarda hastalar, hasta nakil araçlarıyla bavul gibi taşınmakla kalmayıp Burgaz ve Kınalıadalarda hafta içi saat 5’ten sonra ile hafta sonları hastayı paket gibi taşıma sistemi bile yok. Gece nöbeti ve kışın ikametgâh yapan hekim yok. Sedef Adası’na ise hizmet hiç yok. Yaz aylarında artan nüfusun yanı sıra aile hekimlerine ek olarak aile hekimliği dışında kalan yazlıkçılara teşhis ve tedavi hizmeti verecek çeşitli toplum sağlıklarından 1 hekim ve 1 hemşire görevlendiriliyor. Bu uygulamada yazın gelen 90 günden fazla adalarda ikamet edenlerin aile hekimliğine yaz boyunca geçme haklarını kullanmamalarına neden olmakta aile hekimi sayısının artışını yaz kış yaşayanların daha kaliteli hizmet almasını ve aile hekimlerimizin maaşına yansıyacak gelir artışını yazlıkçıların 3 ayda olsa ikametgâhlarını adalara alma isteklerini engellemekte. adalarında ve diğer adalarda hastane olmaması nedeniyle ciddi tehlikeler yaşandığı, hayatını kaybettiği ve bu ihmalin son bulması için Adalar’a teşekküllü bir hastane yapılması gerektiğini söylüyor. Ali Mert Baltacı’nın doktoru da “Yarım saat daha erken gelebilseydi kolunu kurtarabilirdik” dedi. O gece yaşananlar ve hurriyet.com.tr’ye konuşan Baltacı’nın kızkardeşi tarafından da doğrulanan iddialar şöyle:
MAZOTUMUZ YOK, ARABA KAN OLUR GÖTÜREMEYİZ
“Arkadaşımız Ali Mert Baltacı 11 Ağustos gecesi bir kaza geçirdi. Adamızda onu götürebileceğimiz bir hastane yoktu. 112 deniz ambulansını aradık, mazotu yokmuş götüremedi. Polisten rica ettik askeriyenin yetersiz revirine gidelim diye, araba kan olur dendi. Biz burada hayattan bahsediyoruz. Biz burada 22 yaşında bir çocuktan bahsediyoruz, sırf birileri daha çok para kazansın diye kapatılan hastane yüzünden o artık tek kol ile yaşayacak. Durum böyleyken bunu bir daha yaşayacağımız kesinken biz sadece bunun önüne geçmek istiyoruz. Biz burada sadece 22 yaşında bir çocuktan bahsetmiyoruz. Burası ada, buraya sadece gezmeye gelinmiyor. Biz burada yaşıyoruz ve bizim hastanemiz yok. Lütfen bizi görün, bizi duyun. Ali Mert hala yoğun bakımda, o bizi göremiyor, duyamıyor. Fazla bir şey istemiyoruz, sadece teşekküllü bir hastane istiyoruz.”
“NEDEN HASTANE YOK?”
Heybeliada sakinleri Cuma günü saat 14:00′te İlçe Sağlık Müdürlüğü önünde eyleme hazırlanıyor. İstanbul’un göbeğinde ve en turistik beldelerden biri olan Adalar’da yıllardır hastane olmaması, sadece Büyükada’da bir polikliniğin bulunması büyük tepki topluyor. Yıllardır yaşanan bu durum 22 yaşındaki bir gencin kolunu kaybetmesi sonucu halkı adeta isyan ettirdi. Adalılar sosyal paylaşım sitelerinde, #heybeliadayahastaneistiyoruz diyorlar ve ellerinden geldiğince seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Hürriyet.com.tr’nin ulaştığı sağlık bakanlığı yetkilileri ise sosyal medya birimlerinin bulunduğunu ve sağlık hizmetleri ile ilgili her şikayetin takip edilip değerlendirildiğini belirtti. Yetkililer ilgili birimlerin konuyu araştıracağını açıkladı.  “BAKANLIKTAN HİÇBİR YANIT ALAMADIK”  Heybeliada’da yaşayan ve hürriyet.com.tr’ye konuşan, CHP Milletvekili Haluk Eyidoğan geçtiğimiz yıl, Temmuz ayında o dönemki Sağlık Bakanı’na bizzat mektup yazdığını, il sağlık müdürlüğüne defalarca bu sıkıntıyı dile getirdiğini ama geri dönüş alamadığını belirtti. Çok büyük bir hastane olmasa da özellikle acil durumlarda, kanamalı hastalar, kalp krizi gibi durumlarda derhal müdahale edecek altyapı ve 7/24 bir doktor bulunması gerektiğini belirtti. Adalar’ın nüfusunun özellikle yaz aylarında ve tatil günlerinde 10 katına kadar çıktığını söyleyen Eyidoğan, “Adalar’a bir değil, birkaç tane deniz ambulansı sağlanmalı, ikincisi ise 7/24 karada acil müdahale ve ilk yardım yapabilecek altyapı ile doktor ve hemşire sağlanmalı.” dedi.
SAĞLIK MERKEZİ VAR MÜDAHALE KABİLİYETİ YOK
Adalar ilçesinde sağlık hizmetleri, Adalarda Toplum Sağlığı Merkezi, Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim Araştırma Hastanesi Büyükada Ek Hizmet Binası, Belediye Sağlık İşleri Bölümü bünyesinde hizmet veriyor. Bu hastanede acil durumlarda müdahale edecek doktorlar var ama tam teşekküllü bir imkan söz konusu değil. Kara ve deniz ambulansları ile acil durumlarda ve gerektiğinde İstanbul’daki diğer hastanelere hasta sevki yapılıyor. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı’na bağlı Burgazada Aile Sağlık Merkezi , Burgazada Sağlık Evi, Büyükada Merkez Aile Sağlık Merkezi , Heybeliada Aile Sağlık Merkezi, Kınalıada Aile Sağlık Merkezi, Kınalıada Sağlık Evi mesai saatleri içinde hizmet veriyor. İddialar üzerine Sağlık Bakanlığı İl Sağlık Müdürlüğü de bir açıklama yaparak konuya yanıt verdi. Yapılan yazılı açıklamada şu sözlere yer verildi:  22:00′YE KADAR DOKTOR BULUNUYORAdalarda kış mevsiminde 14 bin kişiye, yaz mevsiminde de 50 bin civarında kişiye sağlık hizmeti verilmektedir. Acil Sağlık Hizmetleri açısından 7gün 24 saat olmak üzere bir ambulans bot, iki 112 Kara ambulansı hizmet vermektedir. Heybeliada’da sağlık hizmetleri bakımından 08:00- 17:00 saatleri arasında iki aile hekimi halihazırda hizmet vermektedir. Ayrıca 17:00- 22:00 saatleri arasında da sağlık hizmeti verilmesine devam edilebilmesi için İstanbul Sağlık Müdürlüğü tarafından 1 hekim, 1 sağlık personeli ve ambulans şoföründen oluşan 112 Acil Sağlık İstasyonu oluşturulmuştur.
“20 DAKİKA İÇİNDE AMBULANS ULAŞTI”
Olayla ilgili olarak 112 Komuta Kontrol Merkezi kayıtlarında yer alan bilgiye göre; 10.8.2013 tarihinde saat 04:24’te Heybeliada Deniz Lisesi Komutanlığı revirinde şiddetli kanama ve el- bilek kesisi olan vaka bildirimi yapılmıştır. Saat 04:36’da Heybeliada 112 Acil Yardım ekiplerine vaka bildirimi yapılmış olup, sağlık ekipleri olay yerine hareket etmiştir. 112 Acil Ambulans ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan hastanın en yakın sağlık kuruluşuna hızlı bir şekilde sevkini gerçekleştirmek için deniz ambulansı talebi 112 Komuta Kontrol Merkezine bildirilmiştir. Belediyeye ait deniz ambulansının yaklaşık 15- 20 dakika içinde olay yerine ulaşabileceği bilgisi verilmesi üzerine, hasta sevkinin daha kısa sürede gerçekleştirebilmek için sağlık ekipleri deniz komutanlığına ait askeri hücum botu ile Maltepe sahilinde hazır halde bekleyen 112 kara ambulansı ile Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevki gerçekleştirilmiştir. 
“HASTANE PROJESİNİN ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR”
İddialarda yer alan doktorun bulunmadığı ve 112 Deniz Ambulansının mazotu olmadığı sebebiyle hastanın götürülemediği bilgisi doğru değildir. Vakanın 112 Komuta kontrol Merkezine bildirilmesinden itibaren olay yerine bir sağlık ekibi gönderilmiş olup, hastanın sağlık kuruluşuna sevkinin gerçekleşmesine kadar sağlık ekipleri yaralıya müdahale etmiştir. Sağ kol arter (atar damar) tam kesisi bulunan ve ne kadar zaman kan kaybının olduğu bilinmeyen hasta 112 Acil Ambulans ekipleri tarafından hayata döndürülmüş olup, en yakın sağlık kuruluşuna sevki sağlanmıştır.Büyükada da sağlık hizmet vermesi amacıyla bir hastane projesi çalışmalarının sürmektedir. Ada halkına hizmet verebilmesi için yapılacak olan hastanenin yakın bir zamanda ihalesi gerçekleştirilecektir.