Öne çıkarılan yazı

En çok travesti istanbul ve ankara da Şehirlere göre tıkla.

Türkiye’de travesti sayısı 3000 civarında bulunmakta fakat en çok travesti çokluk sırasına göre şöyle.

Tüm şehirlere göre trv modellerimiz aşşağıda dır istediğiniz şehire girip üyelerimizi görmek sizin elinizde

İstanbul travesti, Ankara travesti, İzmir travesti, Antalya travesti, Bursa travesti, İzmit travesti, Kocaeli travesti, Sakarya travesti, Adapazarı travesti, mersin travesti, içel travesti, Adana travesti, samsun travesti, kayseri travesti, Konya travesti, bodrum travesti, Marmaris travesti, Fethiye travesti, Gaziantep travesti, Urfa travesti, Muğla travesti, denizli travesti, Tekirdağ travesti, çorlu, çorum travesti, sivas travesti, malatya travesti, van travesti, hatay travesti, iskenderun travesti, alanya travesti, zonguldak travesti, ordu travesti, kütahya travesti, eskişehir travesti, aydın travesti, çanakkale travesti, kuşadası travesti, tokat travesti, manisa travesti, ısparta travesti, balıkesir travesti, elazığ travesti, didim travesti, istanbul anadolu yakası travesti, kahramanmaraş travesti, diyarbakır travesti, kıbrıs travesti, gibi şehirlerde travesti modeller, bolu travestileri bulunmakta bu modellerimizi görmek için sırasına göre şehirlere tıklayıp görebilirisiniz, Ayrıca yabancı ulkelerden de bazen travesti modellerimiz bulunmaktadır. zamanla eksik şehirler eklenecek olup resimleri ve videoları görmek için tıklayınız.

Şehirlere göre travestiler bu ve bunun gibi diğer sitelerimizde de bulnunmaktadırlar. Modellerimiz tamamen gerçek olup sahte profilleri sitedeki şikayet bölümüne yaza bilirsiniz.

travestiler ve travestiyim.com

Bir çok travesti sitelerimiz bululnmakta ve sitelerimiz gerçek anlamda bir paylaşım sitesidir. ankara, istanbul, kocaeli, izmit, sakarya, adapazarı, bursa, samsun, bolu, kayseri, konya, bodrum, izmir, antalya, eskişehir, gaziantep, antep, marmaris, alanya travestileri, şişli, avcılar, tekirdağ, çorlu, balıkesir, fethiye, kuşadası, adana, iskenderun, hatay, aksaray, alanya gibi bir çok ili ve semti kapsamaktadır. aşşağıda vereceğim linke tıklayarak, diğer tüm illerdeki modellerimizi görebilirsiniz. 

Bunun için travesti kelimesine tıklayınız lütfen.

Makalelerimizi okumak için googleye travesti iclal yazın çıkan sitelerimizdeki linkleri takip ederek okuyabilirsiniz. 15 yıldan beri web sitelerimiz takip edilmektedir. Bu arada travesti iclal bir markadır.

Şişmanlık ve Yeni sitemiz

yeni stemizi görmek için travesti kelimesine tıkla
avcılar travestileri, beylikdüzü travestileri, çankaya travestileri, şirinevler travestileri, beylikdüzü travesti, didim travestileri, fındıkzade travestileri, gebze travestileri, içel travestileri, iskenderun travestileri, kadıköy travestilerikıbrıs travestilerişişli travestileri

Kilo ve Psikoloji

Kişinin kendisine verdigi değer vucut kitle endeksinden bagımsızdır. Diger yandan şişmanların özgüveni olamayacagı hatta olmaması gerektiği inanisı şimdilerde çokça yaygın ne yazık ki… Her ne kadar birebir bunu bilinçli şekilde düsunmese de yüksek sesle gündeme getirmese de beynimizin bir yerlerinde bu düşünce dolanıp durmaktadır. Kendinizi birkaç saniye gözünüzde canlandırın; bir saunadasınız ve incecik birçok kadın peştemalle ortalarda gezip duruyor; sonra çokça şişman bir kadın peştemali ile önünüzden yürüyor. Önce kınıyorsunuz ama sonrasında kadını cesaretinden dolayı kutlamak geliyor, o kadar iyi ve dri vücutlu kadınların içerisinde göbek taşına  uzanmış hafif şişman bir kadın işte, kendiyle barışık olmak bu olsa gerek diye düşünürsünüz. Erkekler ekonomik güç, makam ve kariyer ile kendilerini bir şekilde kilolu ya da atletik farketmez, kabul ettirmeyi başarabilirken, kadının kendisine toplumda kendisini kabullendirmesi için ilk seçenek güzel olması gerektiğine dair bir inanış yok mudur? Zayıf olmak da güzelliğin olmazsa olmazıdır, bu travestiler için de geçerlidir, hepimiz buna inanırız. Kilolu isen sadece yüzün güzel olabilir, bütün olarak güzel olmaya hakkın yoktur,  “yüzünüz çok tatlı aslında biraz zayıflasan çok iyi olursun”  gibi iltifat mı yoksa hakaret mi olduğunu anlayamayacağın durumlara maruz kalırsın.

Sanki dünyada tek sorun senin kiloların gibiymiş gibi, bakan çokça göz üzerindeyken, kendine nasıl güvenebilirsin? Ben böyle mutluyum diye gerçekçi olmayan tavır takınabilirsiniz. benim Adana ‘da yaşayan yakından tanıdığım travesti aynur gerçekten mutlu gibi görünüyor, fakat içi ne düşünüyor onu kendisi bilir. Bir de kilolu olmanın dünyanın sonu olduğunu sanalar var her hafta diyete başlayıp Salı günü son verenler ve fitness salonlarında birkaç saat ter döküp, sonrasında bir lokantanın düşüncesine kapılıp sildiği kiloları yeniden yerine koyanlar var.

Lütfen yapmayın, tek sorun şişmanlık değil, önce iyi bir insan olmayı öğrenin, bananeci olmayın. kendinizi sevdirmek için uğraşın, pozitif enerji vermeye çalışın, bakın o zaman daha mutlu olacaksınız. Gerçekten fazla kilo sağlığa zararlıdır ve benim de, yaşasın şimanlık, ye istediğin kadar, can gırtlaktan gelir gibi düşüncem yok. Tabii ki fazla yağların vücuttan atılması gerekir, sağlıklı yemek, içmek ömrü çok uzatır. Peki! ya zayıflama baskısı ile girdiğin stresin neden olduğu psikolojik etkiler, onlar hep göz ardı edilir? Sağlık derken sadece bedensel durum gelmesin aklınıza, kendinize iyi bakın ve öncelikle psikolojinizi koruyun.Saygılar travesti İclal.

Sıralamaya göre illerimiz:

Adana travestileri, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bartın, Batman, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Bolu, Burdur, Bursa
Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Hatay, Iğdır, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Uşak, Van, Yalova, Yozgat, Zonguldak

Aşk için

Dünyada hadi canım bu da yapılmaz denen her şey sadece aşk için yapılır. Aşk için şiirler yazmak, şarkılar bestelemek ayıp değil elbette hatta aşk için ölenlere bile şahit olduk. Ben de travesti İclal olarak aşk şiirlerinin vurgunuyum bazen kendim de bir gece yarısı uykumdan uyanıp birkaç satır karalarım ama bilmem aşkı aşksız şiirlendirmek taçsız kral olmaya benzer mi?

“Ben uyutmak için bazen içimin canavarlarını, bozmak için aşkın kara büyülerini, yakmak için bazen sana ait kelimelerini dilimin, tuz basmak için tenimin senden kalan yerlerine; uyuyabilmek için, uyanabilmek için, unutabilmek için, unutamamak için, acıtmak için bazen senin de canını, sana yazdım…”

Yazmak için elime kağıdı kalemi aldığımda hiç yaşamadığım gençlik aşklarımı aklıma getirip ah keşke dedikten sonra yazmaya başlıyorum. Bakarsınız ileride üşenmeyip yazdıklarımı bir kitapta toplar şair oluveririm kısmet.

“Hep sana üşüdüm ayazında bu aşkın, ben bu şehrin yağmurundan hep sana aktım…

Sana doldu gözlerim şarkıların en acıklı yerlerinde; sana bağırdım avaz avaz, sana sustum…

Seni düşündüm yarımında, eksiğinde zamanın; sana küstüm kimse bilmeden, kimse bilmeden seninle barıştım.”

Şimdi bizim kız şair olmuş bile diyeceksiniz ama yok nerede bende o şairlik, sadece yazma isteği benimki, bitmek bilmeyen bir aşkı aramak da diyebiliriz. Belki hayatımda gerçekten güzel bir aşkı yaşamayı becerebilseydim şair olmak yerine aşık olurdum. Ama aşk bu işte öyle istemeyle bulmuyor seni kader.

“Sana içlendim, sana sabrettim; ben sana, ben hep sana, yine sana yazdım.

Var olmakla yok olmak gibi, kaçmakla yakalanmak gibi, iyiyle kötü gibi, melekle şeytan gibi, atmak gibi kendi uçurumlarından kendini ama ölmemek gibi, ölememek gibi.”

 

Aşk; ne karmaşık bir şeydi… bir türlü çözemediğiniz bir düğüm gibi gelip boğazınıza saplanır. Aşk yaşayan üstelik gerçekten deli gibi sevilen Bursa travestilerinden Aşkın’a imrenmemek, onun yerinde olmayı istemek de ayıp değil. Zaten bu dünyanın en güzel nimeti yediğimiz içtiğimiz yiyecekler değil kalbimizde taşıdığımız aşk değil midir? Aşk olsun da çamurdan olsun. Aşkla kalın.

Keşke mi, iyi ki mi?

Okulu hiç kırmamışsınızdır, sinemada öpüşmemişsinizdir; dokundurtmamışsınızdır kendinize, bir kez olsun gemileri yakmamışsınızdır. Kısacası yasaklara bulaşmamak adına hiç hata yapmadınız ama sonunda bir de baktınız yaşanmamışlıklar peşinizde dağ gibi birikmiş.

Gecenin ilerleyen saatlerinde üzerinizde sadece pijamanızla bir büfeden çikolata almak, sabahın kör karanlığında deli gibi parklarda koşmak, sevdiğinin ismini haykırmak ve daha binlerce yapmak istediğin ama sırf yanlış olur diye vazgeçtiklerin şimdi hepsi için keşke diyorsun değil mi? Keşke o gece sabaha kadar nara atsaydım.  Keşke anemin korkusundan yiyemediğim reçel kavanozunun dibini bulsaydım. Bazen ufacık bir istek için olmaz diye kendine sınırlar çizdin. Oysa ya yapsaydın onları ve şimdi iyi ki yapmışım diyebilseydin. Sen sen olmaktan çıkacak mıydın? Başkaları seni iflah olmaz haylaz diye mi çağıracaktı? Varsın olaydı be güzel kardeşim keşke demek yerine iyi ki dedikten sonra seni yanlış anlamışlar kimin umurunda çünkü sen iyi kiler kadar yaşadın bu hayatta keşkeler kadar öldün. Geriye dönüp baktığınızda, ayıplara, yasaklara, korkulara, tabulara feda edilmiş, “Ne derler” e kurban verilmiş, son kullanma tarihi geçmiş bir yığın haz, bilinçaltından el sallar.“Keşke” cilerin hayatı, kasvetli bir pişmanlıklar mezarlığıdır. Bu dünyaya sanki bir daha gelme şansın varmış gibi harcadın yılarlını oysa mezarda bile yalnız olacaktın kimse senin için canını ortaya koymayacak sense canını başkaları için harcadın. İyi kilerinde sen olacaksın, yaşanmış güzel hatıraların olacak. İyi ki diyeceksin Ankara travestilerinden Azra ile tanışmışım, iyi ki ondan öğrendiğim tecrübeleri kullanmışım ya sırf topluma ayak uydurma derdine ona mesafeli davransaydım. Şimdi olduğum kişi olabilecek miydim? Yoksa hala olmak istediği kişi olamayan cesareti kırılmış, bir köşede sırasını bekleyen kişi mi olacaktım. Kabuğumu yırtmamı sağlayan herkese teşekkür etmem gerekirken keşkelerle boğuluyorsam yaşamadım diye ağlamanın anlamı yok. Hayat sana yılları geri vermez sadece ondan anılarını isteyebilirsiniz.

“İyi ki”lerinizi toplayın bugün ve “keşke”lerinizden çıkartın.Fazlaysa kardasınız demektir.Aldırmayın yüreğinizdeki kramplara, mahzun hatıralara… Rüzgarlarla koştunuz ya…“Keşke”leriniz, “İyi ki”lerden çoksa…

Telafi için elinizi çabuk tutun. Sevgilerimle.

 

Güven varsa hayata tutunmak daha kolaydır

 

Bir insan kendisine güveniyorsa, tüm tutumu bunu size söyleyecektir. Tam olarak neyi, tam olarak nasıl, tam olarak nerede, tam olarak ne zaman ve tam olarak ne kadar yapmak istiyorsunuz.Kısacası bir plan yapmalısınız. Hiç kimse bir şeyi elde edebileceğine inanmadığı sürece onu elde etmeye hazır değildir! Ne kadar hazır olduğunuzu ne kadar arzuladığınız belirler! Başarı büyükse ona yol açan arzu da büyüktür. Tam olarak bitmemiş iş, hiç bitmeyecekse, hiç yapılmayandan daha kötüdür. Çünkü zamanınızı emeğinizi, sağlığınızı alıp götürür.Bir işe başlamaya karar vermişseniz başladıktan sonra vazgeçmek yerine bir an önce sonucu görmek için çabalayın.

Kendinize güvenmedikçe ve gücünüze inanmadıkça asla hayata tutunamazsınız tutunamayanların hazin sonunu bundan yıllar önce büyük bir yazar yazmıştı sanırım beni en çok etkileyen romanlardan da biri olmuştu.Önce büyük bir hedefiniz sonra bu hedefi yerine getirecek cesaretiniz ve mutlaka özgüveniniz olmak zorundadır. Kainattaki tüm güç ilişkileri arzu kanununa dayanır! Arzularınız ruhunuzdan doğar! Ne kadar güçlü arzuya sahip olursanız o kadar güçlü olursunuz! Bir şeyin en iyisini beklerseniz zihninizde büyük bir güç oluşur ve çekim kanununa göre en iyiyi size doğru çekmeye başlar. Böylece içinizdeki yaratıcı güç açığa çıkar ve bu gücü ulaşmak istediğiniz hedefe yoğunlaştırırsınız. Kendinizi tamamen elde etmek istediğiniz şeye verebilirsiniz. En iyi şeyin olmasını beklemenin anlamı beklediğiniz şeyin elde edilmesine bütün kalbiniz ve içtenliğinizle kendinize adamanızdır. En iyiyi beklemekten asla vazgeçmeyin. Pes etmek yok, yarıda bırakmak yok, çıktığınız yolda yorulmak, mola vermek yok. Sadece kendiniz için son nefesinize kadar devam edin. Kendinize güveniyor musunuz? İnancınız tam mı?Arzularınızın yakıcılığından emin misiniz? Cesaretiniz var mı, ısrar mı ediyorsunuz? Evet cevabı güçlü ise emin olun doğru yoldasınız. Sadece kendine güven duymakla yola çıkan Ankara travestilerinden bir arkadaşım yolun sonuna ulaştığında duyduğu mutluluğu anlata anlata bitiremedi. Biz de bunu denemeliyiz. Bir şeyin en iyisini beklerseniz zihninizde büyük bir güç oluşur ve çekim kanununa göre en iyiyi size doğru çekmeye başlar. Böylece içinizdeki yaratıcı güç açığa çıkar ve bu gücü ulaşmak istediğiniz hedefe yoğunlaştırırsınız. Kendinizi tamamen elde etmek istediğiniz şeye verebilirsiniz. En iyi şeyin olmasını beklemenin anlamı beklediğiniz şeyin elde edilmesine bütün kalbiniz ve içtenliğinizle kendinize adamanızdır. Hoşcakalın.

İdeal tatil

Dünyanın en güzel yaz tatilini hak ettiğini düşünüyorsun. Daha ne olsun yeni bir sevgili yapmışsın, adam sana deli divane aşık, bir dediğini iki etmiyor. Akşam oturdunuz birikmiş paranızla bir ev tutmak için kiralık yazlık ev sitelerine bakıyorsunuz. On gün kalsak, şu kadar yesek, içsek, gezsek hah para yetiyor. Hemen sevgilin arıyor sitede yazan telefonu aman  güzel travesti kardeşim al o telefonu adamın elinden sakın aratma.

Siz  daha yola çıkmadan zaten araba boş gidiyor hem zaten evde boş odada var diyerek arkanıza takılan arkadaş kalabalığı yüzünden güzel yaz tatili hayallerin köle İzoara moduna bağlayabilir. Sonra kendini bütün yaz çamaşır bulaşık yıkarken, ev silerken en kötüsü de yaz günü sonuçta habire birileri yıkanıyor, çıkıyor banyo kurularken bulabilirsin.

Hemen bu ev tutma planını yok et. Ertesi gün de bir baktın sevgilin yurt dışı turlarının yazılı olduğu bir bröşür ile gelmiş eve “sevgilim bak bakalım nereye gitmek istiyorsun” diye soruyor. Sen sen ol hiç bir yere gitme. Deli mi oldun ya? Bir tur otobüsünde millet nereye siz oraya rehber peşinde çileli bir hayatı tatil mi zannediyorsun. Sor bakalım İstanbul travestilerinden Cemre’ye geçen yıl çıktığı yurt dışı turunda başına neler gelmiş. Çantası mı kaybolmamış, dil bilmemek yüzünden kendini mi kaybetmemiş. Ah ah kapılmayın böyle entel, dantel tatil hayallerine.

Şimdi hınzırca beş yıldızlı otelde her şey dahil tatil düşündün değil mi? hayat sana güzel açık büfeden dilediğin kadar ye, Havuzdan hiç çıkma yat plaja güneşlen akşam olunca çılgınca animasyonlar. Bence de buradan bakınca güzel görünüyor. Ama içi seni yakar, dışı beni hesabı o Rus kızlar var ya hani senin erkek arkadaşının aklını başından alıp çift gittiğin tatilden tek dönmeni sağlayacak çıtırlar. Onları hesabı katmadın ya kahrol emi…

Gün olur alır başımı giderim bir çadırım bir sevgilim. Kamp tatili, doğa yürüyüşleri baş başa geçen güzel ve uzun yıldızlı akşamlar ne güzel olurdu? Sana öyle geliyor canımcım o doğa tatili dediğin şey insanların kabız olduğu, kirden koktuğu ve börtü böcek yüzünden sinirlerinin harap olduğu tatillerdir ki asla tavsiye etmem. Senin ideal tatilin evinin bahçesinde mangal yakmak, akşamları internetten film izlemek ve en güzeli kendi evinde sere serpe uzanmak olmalı. İşine gelirse.

Kader ve tesadüf kavramı

Bize gülümseyen küçük bir çocuk önümüzden aniden uçuveren kuş…Gün boyu yaşadığımız en basit olay bile herhangi bir zihinsel, fiziksel, ruhsal yada duygusal bir olayın tetikleyicisi olur. Küçük ya da büyük.Bazen hiç hesapta olmayan durumların içine çekiliveririz. Hayal bile etmediğimiz olayları yaşarken buluruz kendimizi. Siz bunlara tesadüf derken ben asla böyle düşünmem. Başıma gelen her olayın benim için önemi vardır ve mutlaka bana bir ders vermek için bu durumun içine çekilmişimdir. Eşeği sağlam kazığa bağla, tevekkülü yaratana bırak derler ya bu söze sonuna kadar katılıyorum ama insanın değiştiremeyeceği tek şeyin kaderi olduğunu ancak kaderin işleyiş biçimini değiştirebileceğimize de inanırım.

Her karşılaşma kutsaldır. Karşımızdaki insanın tanrısallığını kabul edip o şekilde yaklaşırsak, nefreti, öfkeyi, suçluluk duygusunu, o insana karşı sorumlu olduğumuz ve o ilişkiye mahkum olduğumuz duygusunu ve kini söküp atarız varlığımızdan. . Olayların nedenlerini bir kenara bırakıp rastgele meydana geldiklerini söylemek hatadır çünkü Socrates’in de dediği gibi “Evrende tesadüfe tesadüf edilmez”. Bir üstat tesadüfün tarifini şöyle verir; “Tesadüf, olayların olmadık bir zamanda meydana gelmesidir”. Karşılaşılan olaylara bu tesadüftür diye yaklaşmak bilgisizliğin sonucudur. Olayların sonucunu önceden bilebilmek, görebilmek için öncelikle nedenleri hakkında bilgi sahibi olmamız gerekir. O zaman olay bizim için önceden bilinir ve tesadüf olmaktan çıkar.

Yaşamda tesadüf ya da rastgelelik yoktur ihtiyaçlar vardır. Varlık bir şeye ihtiyaç hissettiğinde, onunla ilgili bir uygulama yapacak demektir. Enerji düzeyi onun gereksinimini belirlediği için, o ihtiyacı gerektiren enerjiyi taşıyacak senaryo varlığın önüne konur. Bu bir organizasyondur. O uygulama sonucu varlığın geldiği noktaya göre tekrar olaylar zincirinin başka bir halkası devreye sokulur. Bu böylece devam eder ta ki ihtiyaç giderilinceye kadar. Nedensiz hiç bir şey yoktur, fakat nedenlerini bilmediğimiz sonsuz olaylar vardır. Ve insanları tesadüf hurafesine inandıran etkende bilgisizliktir.Ben de Ankara travestilerinden Banu ile birlikte tesadüfen yaşadığımızı sananlardandım ta ki bilgimi ve kültürümü arttırıncaya kadar geldiğim noktada tesadüflere yer olmadığını başıma gelen iyi kötü olayların sadece benim için beni olduğum n9oktaya getirmek için olduğunu gördüm. Artık tesadüf kelimesini beynimden çıkarıp yerine kader kelimesini koyabildim.Darısı bu yazıyı okuyan sizlerin başına saygılarımla.

Su tüketmek çok önemli

Su, bütün canlılarının yapılarının en büyük bölümünü oluşturur. İnsan besin almadan haftalarca yaşayabilir fakat susuz ancak birkaç gün yaşayabilir. Vücudumuzun 2/3 ü sudan oluşur. Canlılardaki bütün hayat hücreden başlayarak dokularda, organlarda, sistemlerde devam eder. Bütün bu olaylar sıvı ortamda oluşur ki bu sıvı ortamın aslı sudur.

Su, besinlerin sindiriminde, besinlerin parçalanmasıyla oluşan atık maddelerin akciğer ve böbreklere taşınıp dışarı atılmalarına, vücut ısısının denetiminde, kanın işlevini yerine getirmesinde ve cildi nemlendirmede görevlidir. Günde vücudumuzdan 1,5 litre su kaybederiz. Kaybolan suyu dengelemek için vücudumuza günlük en az iki litre su göndermeliyiz. Yeterli su almamak cildin kurumasına, erken yaşlanmaya, saçlarda matlaşmaya, halsizliğe, kabızlığa neden olabilir. Çay, kahve, kolalı ve asitli içecekler kafein içerdiklerinden vücutta su kaybına neden olurlar. Bu yüzden ne kadar sıvı tükettiğimizi hesaplarken bunları göz önünde tutmamak gerekir. Özellikle havaların çok sıcak geçtiği son zamanlarda suya olan ihtiyacımız çok daha fazla artmaktadır ve pek çoğumuz vücudunun susuzluk çektiğini bile fark edemez. Yaz  aylarında yetersiz sıvı alımı veya sıvı kaybına bağlı olarak kişilerde dehidratasyonun (vücudun susuz kalması) çok sık yaşanıyor.Hastanelerin acilleri kendini halsiz ve hasta hisseden yüksek ateşle gelen hastalarla dolup taşıyor ve genelde büyük çoğunluğunun tek ilacı su içmek. Suyu hayatınızın en önemli ana besin maddesi olarak düşünüp bedeninizi bu gerekli besinden mahrum bırakmayın.

Ayrıca su içmemek, kilo vermeyi zorlaştırır. Çünkü yağ yakmak için su en büyük etkendir. Yine suyu az tüketmek böbrek rahatsızlıklarına, ciltte lekelenmelere kadar gidebilir. Çok fazla su tüketmekse böbreklerinizi yorar ve çalışmasını yavaşlatabilir. Bu nedenle vücudumuzun ihtiyacı kadar olan sıvıyı gün içinde tüketmek idealdir. Pürüzsüz bir cilt için sprey kabına su doldurup gün içersinde yüzünüze 1-2 kere sıkarsanız yüzünüz ayrıca nem almış olur. Su en önemli besindir. Kremlerinizi, şampuanlarınızı kullandığınız sabunu suyla daha sıvı hale getirdiğinizde cildiniz veya saçınız nemi daha iyi emmiş olacaktır. Su içmeyi ihmal etmeyin. En azından sıcaklar bitene kadar.Saygılarımla.

Pireyi deve yapmak

Egolarımız hani şu bir türlü doymak bilmeyen ne verirsen ver daha fazlasını isteyen egolarımız başımızın belalarıdır. Herksin dilinde yeni moda ego kelimesi dolaşıp duruyor. Egosu yüksek olanlara da yeni trend egoist damgasını yapıştırmak oluyor. Peki ego nedir? Ego bizi ön benliğimizden uzaklaştıran tüm düşünce yapılarının kaynağıdır. Bizi doğal ve otantik halimizin dışına çıkaran tüm düşünce yapılarıdır. Peki ne bunlar? Biz ne yaptığımızda doğal, otantik halimizin dışına çıkıyoruz ve egomuzu kabartıyoruz? Bencillik mi, çok fazla ben dememiz mi, yoksa hepsi ya da hiçbiri seçeneği mi?

Bencillik denilen şey kendini sevmek ise evet ben kendimi seviyorum o halde egoistin önde gideniyim. Yok öyle değilse sorunları büyüttüğümden böyle deniliyorsa doğrudur benim üstüme sorun büyüten pireyi deve yapan başka birini tanımıyorum. Neden derseniz ego denilen yaratık pirelerle mutlu olmaz illaki devlerle seyahat etmek ister. Mutsuzluk bile olsa ego sıradan bir mutsuzluk istemez; o olağanüstü bir mutsuzluk ister! Şöyle ya da böyle kişi birinci gelmek ister. İnsanlar bir gurudan diğerine, bir ustadan diğerine, bir psikanalizciden diğerine, bir yüzleşme grubundan diğerine gidip duruyor çünkü eğer gitmezlerse boşluk hissedecekler ve hayatın anlamsızlığını hissedecekler birden. Sorunlar yaratırsın. Sorunlar var olmaz. Şimdi eğer izin verirsen, pireler dahi yoktur. Bu da senin hilendir. Diyorsun ki, “Tamam, develer olmayabilir ama pireler vardır.” Hayır pireler dahi yok; bunlar senin yaratımların. Dünyanın bütün sorunlarını istiyorum diye haykırmak egolarımızdan kaynaklanıyor olabilir ve biz bu halimizle barışmak için şu egoları bir kenara atmayı başarmalıyız. O halde sorunlarına bir kez daha bir bak. Derinlemesine baktıkça, daha küçük görüneceklerdir. Onlara bakmayı sürdür ve yavaş yavaş kaybolmaya başlayacaklar. Bakmaya devam et ve boşluk olduğunu; güzel bir boşluğun seni sarmaladığını bulacaksın. Yapılacak hiçbir şey yok, hiçbir şey olmaya gerek yok çünkü zaten osun. Egonun bazı problemlere ihtiyacı vardır. Bunu anlarsan, bu kavrayışın kendisinin içinde tekrardan develer pireye dönüşür ve sonra da pireler yok olur. Ansızın bir boşluk, her tarafta saf bir boşluk vardır. Aydınlanma denen şey tamamen buna ilişkin bir şeydir; hiçbir sorun olmadığının derinden anlaşılmasıdır. Sen de kendin için artık bir mum yak ve aydınlanmanın ilk adımını at. Hoşcakalın.

Hayata anlam katın

Bugün dünyadaki pek çok insan hayatlarının gerçek amacını anlamamaktadırlar. Geri kalanlar maddi dünyayla büyülenmiş ve gerçek ilahi doğamızın varlığından habersiz durmaktadırlar. Korku ve cehaletle dolmuş bir şekilde bencil ve düşüncesiz hedefler peşinde zaman ve enerjilerini heba etmektedirler. Bu uygarlığa acımasız bir bakış gibi görülebilir fakat gerçek doğamıza dair bu hafıza kaybı pek çok bireyin ve gezegensel hastalıkların temelinde yer alan şeydir. İnsanoğlunda bozulmalara ve hastalıklara maruz kalan yönü zihin-bedendir. Onun, bölünüp hastalanma ağrısına ve endişesine, bütünlüğü ve tutarlığı tekrar kazanmak umuduyla sevgi ve dikkatle karşılık verir. Kısacası benim hayattan tek beklentim olan sevgi, saygı ve barış kavramları ayurveda ile tam olarak karşılanmaktadır. Bu bütünlüğü yeniden kazanma ve korunma sanatı Ayurveda tıbbının merkezidir. Bir insanın üç bedenden oluştuğunu ve bunların zihinsel, ruhsal ve fiziksel olarak ayrıldıklarını ama aslında hiç ayrılmayan bir bütün olduklarını ayurveda ile tanışınca öğrendim. Belki biraz geç kaldım ama asla hiçbir şey  için geç değil düşüncesi ile travesti Banu ile birlikte kendimize bundan sonra ayurveda ile sağlık vermeye karar verdik. Ayurveda insanlara sağlıklı, huzurlu ve refah içinde bir hayata ulaşmak için pek çok pratik araçlar sunar. Muhakeme ve sabırla birlikte kullanıldığında bütün bu terapatik çözümler kaçınılmaz olarak daha fazla mutluluğa kapı açar.

Ayurveda’nın asıl olmasını istediği  kişinin doğuştan sahip olduğu Bünye Tipi’ni  belirleyerek, bu doğrultuda hayat boyu dengede kalmasını sağlayacak olan belli başlı kuralları öğrenmesidir. Bunlar; İdeal Gıda Seçimleri, beslenme tarzı, Kadim Nefes Teknikleri, Aromaterapi gibi basit ama önemli konulardır. Yemeği bile nasıl pişirmemiz gerektiğini ayurveda sayesinde öğrenebilir en azından bundan sonraki yaşantımıza daha sağlıklı günle katabiliriz. Ayurveda  kişilerin genel sağlık, zindelik ve esenlik haline olumlu ivme kazandırarak, yaşamda daha mutlu, daha huzurlu, daha sağlıklı, daha yaratıcı olmamızı sağlayan hakiki harmoniyi yaratmaktır.

Sadece hastalık iyileştirme sisteminden ibaret olmayan  Ayurveda için “Önleyici Tıp” ya da “Koruyucu Tıp” terimleri de kullanılmaktadır. Çünkü Ayurveda hastalığı altı adımda inceler ve konvansiyonel Batı tıbbının hastalığı teşhisi için hastalığın 5. ya da 6. aşamaya gelmiş olması gerekirken, Ayurvedik tıpta muhtelif hastalıklar 1., 2., 3. ya da 4. aşamalardayken dahi teşhis edilerek, ilerlemeleri yaşam tarzı değişiklikleri ile büyük ölçüde önlenebilmektedir. Ayurveda ile kanseri yenen travesti Azra, hayatının sonuna kadar onunla birlikte yaşayacak bir ilim keşfettiğini kendi ağzıyla söylemektedir. Siz de sağlık ve zindelik için kendinize bir yön belirleyin.